-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




"Başka Bir Yaşam, Başka Bir Tarım Mümkündür”
Kategoriler: Ekolojik Ürünler, G.D.O., Doğa Koruma
Tarih: 27-Eylül-2006
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, toplumun geleceğinin en önemli güvencesi olan ülke toprak kaynaklarının, amaç dışı kullanımlarla talan edilmesi girişimlerine, her koşulda inançla, bilinçle karşı durduklarını belirtti.

 

 

 

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, toplumun geleceğinin en önemli güvencesi olan ülke toprak kaynaklarının, amaç dışı kullanımlarla talan edilmesi girişimlerine, her koşulda inançla, bilinçle karşı durduklarını belirtti. Soğancı, 25 Eylül 2006 tarihinde 14 Ekim Mitingi'ne yönelik, tarımda uygulanan yanlış politikalara karşı bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasının tam metnini aşağıda bulabilirsiniz:

"BAŞKA BİR YAŞAM, BAŞKA BİR TARIM MÜMKÜNDÜR" DİYENLER 14 EKİM'DE ANKARA'DA BULUŞUYOR

Kapitalist küresel sömürü düzeninin ilgi alanında; doğal kaynaklar, enerji, sanayi, çevre, tarım, gıda, madenler yanında çalışma yaşamı ve insanlık onuru bulunuyor. Kapitalist küresel sömürü yönteminde; ikna var, işgal var. Türkiye'de "ikna" yöntemi kullanılıyor, Irak'ta işgal. Ülkemizde siyasal iktidarlar, ayrımsız, gereğini yapıyorlar. "Ev ödevinden" az bir sapma olursa önce ekonomik, sonra siyasal ve sonra da sosyal kriz ortamı devreye sokuluyor.

Bizler, mühendisleriz, mimarlarız, şehir plancılarıyız. Yaşamın her alanıyla, her aşamada, her düzeyde ilgiliyiz. Üreteniz, üretimi yönlendireniz. Geleceği planlayan, bugünü gerçekleştirenleriz. Gören, gördüğünü açıkça söyleyenleriz. Halkla iç içe, halka, topluma hizmet edenler, kamu yararını önde tutanlarız. "Üreterek Büyüyen Paylaşarak Gelişen Bir Türkiye" peşinde özveriyle koşanlarız. Yanlışları yargıya götürerek engelleyenleriz. Sömürüye dur diyenleriz.

Bu ülkenin en sancılı, en sorunlu, en sıkıntılı alanlarından "Tarım" üzerine de şunları söylüyoruz:

"BAŞKA BİR YAŞAM, BAŞKA BİR TARIM MÜMKÜNDÜR"


Tarım, Türkiye için sosyal-ekonomik ve politik bakımdan son derecede önemli bir sektördür. Ulusal gelire %11, istihdama %30 katkı koyan, kırsal alanın hemen tek ekonomik getiri kaynağı olan, doyuran-barındıran bir sektördür tarım sektörü. Buna karşın, sektörün son yıllarda sürekli kan kaybettiği, iç ticaret hadlerinin korkunç bir şekilde tarım aleyhine geliştiği, sektörün genelinde üretim artışlarının nüfus artış hızının gerisinde kaldığı, bazı alt sektörlerde üretimde geriye gidişlerin yaşandığı, kırsal yoksulluğun dayanılmaz boyutlara ulaştığı bilinmektedir. Kuşkusuz, doğal ve ekolojik kaynakları bakımından oldukça şanslı, biyoçeşitlilik açısından dünyanın en zengin ülkelerinden birisi olan Türkiye'nin hiç de hak etmediği bu yapı, kendiliğinden doğmadı.

IMF ve Dünya Bankası aracılığıyla yürütülmekte olan sözde tarımda reform programının, uygulamada kaldığı yıllar boyunca ortaya çıkardığı sonuçları, reformun yürütücülerinden birisi olan Dünya Bankası'nın bir araştırması şöyle özetliyor; Üç yıllık uygulama döneminde, tarımsal gayrisafi milli hasıla 27 milyar dolardan 22 milyar dolara düşmüş, çiftçinin yıllık gelir kaybı 4 milyar dolar olmuş, girdi kullanımı % 25-30 oranında azalmış, bitkisel ve hayvansal tüm ürün gruplarının yarattığı brüt katma değer gerilemiş ve çiftçi, Anadolu'da 450 bin hektar alanı işlemekten vazgeçmiştir. Bu tablonun, sürdürülen politikaların yıkıcı etkisini olanca çıplaklığı ile saptadığına yönelik kuşku yoktur.

Mısırda, buğdayda, pamukta, narenciyede ve daha birçok üründe yaşanan bu acı süreç, kamunun piyasadan çekilmesine yönelik olarak ortaya konulan gayretler ve pazarlama kanallarının rasyonel bir şekilde oluşturulamaması ile pekiştirilmektedir. Tarladan domates 150 bin liraya çıkarken, kentlerde tüketiciye bir milyon liraya ulaşması, sürekli tekrarlanmasından bıkkınlık veren, ancak kimsenin de sahneden kaldıramadığı bir eski zaman piyesi olarak sahnelenmeye devam ediliyor.

1998 yılından bu yana genetiği değiştirilmiş ürünler, yasal ve teknik altyapı yetersizlikleri nedeniyle, herhangi bir gümrük kontrolüne tabi tutulmadan iç piyasaya giriyor, işleme veya besin zinciri süreçleriyle tüketici sofrasına ulaşıyor. Türkiye'de tarımın içinde bulunduğu bağımlılık ilişkisi böylece pekiştirilirken ve halk sağlığı ile oynanırken, kimse tüketicinin tercihini sormuyor, üreticinin sorunlarıyla ilgilenmiyor.

TMMOB, toplumun geleceğinin en önemli güvencesi olan ülke toprak kaynaklarının amaç dışı kullanımlarla talan edilmesi girişimlerine, her koşulda inançla bilinçle karşı durmaktadır.

Türkiye'nin sanayiden kentleşmeye, ulaşımdan enerjiye kadar tarım dışındaki birçok sektör ve hizmet alanının gelişmesi için, uygun yerlerde arazi kullanımına da hiç kuşkusuz ihtiyacı vardır. Gerekli alt yapıların gerçekleştirilmesi durumunda, bu türden kalkınma süreçlerinin gelişmesi ve konumlanması için, bu ülkenin verimli tarım alanları dışında yeterli arazisi olduğunu bilmek gerekmektedir. O nedenle; kalkınma amacı açısından zorunlu olan yatırımların, alternatif birçok arazi varken verimli tarım alanları talan edilerek gerçekleştirilmesi girişimlerinin, toplumun geleceğine ipotek koymak anlamına geleceğinin kavranması da zorunludur.

Bilinmelidir ki; bu ülkenin tarım için kullanabileceği toprak potansiyeli kalmamıştır. Toprak varlığımızın ancak üçte biri tarıma uygundur ve bu alanın da ancak üçte biri verimli tarım arazisidir. Bilinmelidir ki; toprak yoksa sanayi yoktur, üretim yoktur, kalkınma yoktur, yaşam yoktur. Bilinmelidir ki; gelecek kuşakların sağlıklı yaşamı bu verimli tarım toprağına bağlıdır. Ve bilinmelidir ki; bir avuç toprak üretilemez bir kaynaktır. Bu yüzdendir ki, toprağın korunması devletin anayasal görevidir.

Her ortamda bunları usanmadan, bıkmadan tekrar eden bizler, şimdi toplu halde bir kere daha Ankara'da alanda söyleyeceğiz.

Ankara'da hep birlikte "Bir Başka Tarım Mümkündür" diyeceğiz.

14 Ekim 2006'da Ankara'dayız.


Mehmet Soğancı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı

__._,_.___

 

Haber No: 1577