-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




'Özel sektör ve devlet kıyıları öldürüyor'
Kategoriler: Doğa Koruma
Tarih: 05-Ekim-2006
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Kıyılardaki yoğun yapılaşma ve bozulma Sayıştay raporuna da girdi. Sayıştay raporunda, kıyıların yoğun yapılaşma nedeniyle doğal yapının bozulması tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı, özellikle son yıllarda ciddi şekilde tahrip edildiğinin altı çizildi.

 


Kıyılardaki yoğun yapılaşma ve bozulma Sayıştay raporuna da girdi. Sayıştay raporunda, kıyıların yoğun yapılaşma nedeniyle doğal yapının bozulması tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı, özellikle son yıllarda ciddi şekilde tahrip edildiğinin altı çizildi.

Sayıştay, 'Kıyıların Kullanımının Planlanması ve Denetimine Yönelik Faaliyetlerin Yeterliliği' konusundaki performans denetimi raporunu TBMM'ye sundu.
 
Rapora göre, "yalnızca özel kişi ve işletmeler değil, kamu kurum ve kuruluşları da kıyıları usulsüz, doğal yapıya zarar verici, eşit ve serbest yararlanmayı sınırlayıcı şekillerde kullanıyor".
 
Özellikle kıyılardaki uygulamaları denetlemekle görevli kurumlar kıyı mevzuatına aykırı uygulamalar yapıyor. Bu da kıyılardaki kullanımların denetiminde etkinliği azaltıyor. 
 
Denetimde şu noktalar incelendi:
 
* Kıyı bölgelerindeki uygulamaların ne ölçüde planlı olduğu
* Planların kıyı özelliklerine uygun olup olmadığı
* Planlama çalışmalarında ne gibi sorunlar bulunduğu
* Kıyı kenar çizgisi tespitlerinin ne ölçüde sağlıklı yapılabildiği
* Kıyılardaki uygulamaların etkin denetlenip denetlenmediği
 
Rapora göre Türkiye, Karadeniz'de bin 785, Marmara Denizi'nde bin 89, Ege Denizi'nde 2 bin 805, Akdeniz'de bin 577 ve bütün adalarda ise bin 67 kilometre deniz kıyısına sahip.
 
Sayıştay raporunda, ''önemli doğal kaynaklarımız arasında yer alan kıyılarımız, sanayi ve turizm yatırımı, su ürünleri üretimi, konut, liman, iskele yapımı gibi değişik amaçlarla kullanılmakta, bu durumun sonucunda yoğun yapılaşma nedeniyle doğal yapının bozulması tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır.
 
Özellikle son yıllarda, kıyı alanlarımızdaki uygulamalar, kıyı özellikleri yeterince gözetilmeden gerçekleştirilmiş, bu durumun sonucunda kıyılarımız ciddi bir şekilde tahrip edilmiştir. Kıyılarımızın doğal yapısının bozulması, yakın gelecekte hem turizm gelirleri hem de su ürünleri yönünden ekonomimizi olumsuz etkileme riskini beraberinde getirmektedir'' denildi.
 
Rapordan bazı tespitler
 
* Türkiye'de kıyı alanlarına özgü ayrı bir yönetim modeli yok. Planlama, planları onaylama ve görüş bildirme yetki ve görevleri değişik kurumlar arasında dağılmış durumda. Dolayısıyla kurumlar arasında yetki anlaşmazlıkları yaşanıyor.
 
* Kıyı alanlarının planlanmasında koruma - kullanma dengesi sağlanamıyor ve kullanma amacı öne çıkıyor.
 
* Kıyı alanlarında planlama ve uygulama yapılabilmesi için ilk ve zorunlu unsur olan kıyı kenar çizgilerinin (KKÇ) tespitinde sorunlar yaşanıyor. Kıyıların ne kadarında KKÇ tespiti yapıldığına ilişkin güncel ve derlenmiş bilgiler mevcut değil. Ayrıca KKÇ tespit komisyonlarının çalışmalarında esas alacakları bilimsel kriterlerin belirlendiği düzenlemeler bulunmuyor.
 
Denetimin etkinliği
 
* Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyılarda özel mülkiyetlerle ilgili tapu iptal davaları genellikle KKÇ tespitinden uzun zaman sonra açılıyor. Tapu iptaline kadar geçen süre içinde kıyıda kalan mülkiyetler el değiştiriyor ve hukuki ihtilaflara konu oluyor.
 
* KKÇ tespiti sonrasında kıyıda kaldığı belirlenen ancak daha önce tapu kayıtlarına, imar planlarına ve ruhsata uygun olarak yapılan ve kullanılan taşınmazların sahiplerinin mağduriyetini önleyecek bir sistem kurulamadı.
 
* Kıyı alanlarını ilgilendiren çok sayıda yasal düzenleme bulunuyor. Bu düzenlemelerin görev verdiği farklı kurumların kıyı alanlarında değişik açılardan denetim yapması, aralarında koordinasyonun sağlanamaması denetimin etkinliğini azaltıyor.
 
* Kıyılardaki uygulamaları kontrol görevi bulunan kurumların, özellikle belediyelerin kıyı mevzuatı konusunda yeterli ve bilgili personel ihtiyacı içinde oldukları görüluyor. Yasal ve idari prosedürün uzaması, mahkeme kararlarının uygulanmaması, kıyı alanlarına usulsüz müdahalelerin önlenmesinde risk oluşturuyor, bu tür eylemleri denetlemek ve önlemekle görevli olanları olumsuz etkiliyor.
 
Kıyı ihlalleri
 
* Kıyılarda düzenli denetim yapılmaması, doğal yapıyı bozan ve usulsüz eylemler hakkında genellikle şikayet üzerine bilgi sahibi olunması nedeniyle bu tür eylemlerin hangi bölgelerde yoğunlaştığı, nedenleri, artma veya azalma eğilimleri bilinemiyor. Etkili önlemler almak için politika belirlenemiyor ve zamanında tedbirler alınamıyor.
 
* Tespit edilen kıyı ihlalleri zaman alan yazışmalara konu oluyor, bu eylemler hakkında genelde işlem yapılmıyor. Başlangıç aşamasında önlenemeyen bu tür eylemlerin sonradan kaldırılması son derece güç ve masraflı. Bozulan doğal yapının eski durumuna getirilmesi imkansız bir hal alıyor.
 
* Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan kıyı alanlarındaki yasal olmayan uygulamaların ecrimisil alınarak sürdürülmesi, bu alanların yeterince korunamadığının ya da gelir elde etmek amacıyla işgallere göz yumulduğunun bir göstergesi olarak algılanıyor.
 
* Ecrimisil uygulamasına konu olan eylemler uzun yıllar devam ediyor, işgaller genellikle kaldırılmıyor.
 
* Yalnızca özel kişi ve işletmeler değil, kamu kurum ve kuruluşları da kıyıları usulsüz, doğal yapıya zarar verici, eşit ve serbest yararlanmayı sınırlayıcı şekillerde kullanıyor. Özellikle kıyılardaki uygulamaları denetlemekle görevli kurumların da kıyı mevzuatına aykırı uygulamalar yapması, kıyılardaki kullanımların denetiminde etkinliği azaltıyor.
 
Öneriler
 
* Değişik kanunlarda farklı kurumlara tanınan planlama yetkisi tek düzenleme çatısı altında toplanmalı ve bu alanda uzman olan bir kuruma bırakılmalı.
 
* Kıyıların özellikleri ve hangi kullanımlara uygun olduğu tespit edilerek üst ölçekli planlar üretilmeli. İlgili kurumların, planlama aşamasında doğru kararlar almasına olanak veren, kıyıların bütün özellik ve önceliklerini gösteren bir bilgi sistemi oluşturulmalı.
 
* Planlama çalışmalarında kıyıların korunmasına yönelik mevzuat hükümlerine işlerlik sağlanmalı. Kıyı planlamasında koruma-kullanma dengesinin sağlanabilmesi için planlarda öngörülen kullanım şekillerinin doğal yapıya nasıl bir etki yapacağı, olumsuz etkilerin ne şekilde azaltılabileceği konularında çalışmalar yapılmalı ve önlemler alınmalı.
 
* Kıyıların ne kadarında KKÇ tespiti yapıldığı Bayındırlık ve İskan Müdürlüklerince tespit edilmeli, bu tespitler Bayındırlık ve İskan Bakanlığında bulunmalı, kıyıların ne kadarında KKÇ eksiği bulunduğu görülebilmeli.
 
* Özellikle turizm açısından önem arz eden ve yerleşimin yayılma ihtimali bulunan bölgelere öncelik verilerek KKÇ tespitleri tamamlanmalı.
 
* KKÇ tespitlerinin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi amacıyla, kıyılarla ilgili çalışma ve araştırma yapan bilim adamlarının da görüşü alınarak su hareketlerinin oluşturduğu alanların doğal sınırlarının belirlenmesine ilişkin bilimsel kriterler tespit edilmeli.
 
* KKÇ tespitlerinin kadastro çalışmalarından önce veya eş zamanlı olarak yürütülmesinin bu alandaki mülkiyet ihtilaflarını azaltacaktır.
 
* KKÇ tespitinden önce yasalara uygun olarak edinilen mülkiyetlerin sonradan kıyıda kaldığının belirlenmesi üzerine tapuların iptal edilmesi, tapu sicillerine güvenerek işlem yapanların mağduriyetine yol açtığından bu alanda yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunuyor.
 
* Kıyılardaki uygulamaların denetiminin etkin bir şekilde yapılabilmesi için ilgili kurumların kıyı ihlallerinin giderilmesi konusundaki görevlerini yerine getirmekten kaçınmasını önlemeye, denetim sistemini sadeleştirmeye yönelik yasal düzenlemelere, yetki ve görevlerin açık, net bir şekilde belirlenmesine ihtiyaç var.
 
* Kıyılardaki usulsüz ve doğal yapıyı bozan uygulamaların sayısı, şekli, hangi bölgelerde yoğunlaştıkları, artma ve azalma eğilimleri, nedenleri valilikler ve belediyelerce işbirliği içinde yapılacak çalışmalarla tespit edilmeli.
 
* Elde edilecek verilerin ışığında önlemler belirlenmeli ve uygulanmalı, kıyı ihlallerinin başlangıç aşamasında tespit edilerek önlenmesi sağlanmalı.
 
* Kıyıların doğal yapısını bozan ve zarar veren kullanımların ecrimisil veya kira uygulamalarıyla devamına izin verilmemeli, kıyılardan herkesin eşit ve serbest yararlanma hakkını ortadan kaldıracak veya sınırlandıracak şekilde kira uygulaması yapılmamalı.

Haber No: 1596