-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Altın Politikaları Sempozyumu Sonuç Bildirgesi
Kategoriler: Yaşam ve Kültür
Tarih: 27-Şubat-2009
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


"Altın Politikaları Sempozyumu" 20-21 Şubat 2009 tarihlerinde Ankara‘da gerçekleştirildi.

Sempozyuma konunun tarafları olan Merkez Bankası, Altın Borsası, İstanbul Kuyumcular Odası, Hazine Müsteşarlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Maden İşleri Genel Müdürlüğü, Maden İşçileri Sendikası, Meslek Odaları, Odalar ve Borsalar Birliği, Altın Madencileri Derneği, yöre halkının temsilcileri ve üniversitelerden konu ile ilgili akademisyenlerimiz davet edildi.
Çağrılı 19 bildirinin sunulduğu Sempozyumda "Altın ve Ekonomi", "Altın İşletmeciliği ve Çevre", "Altın ve Madencilik" ile "Altın İşletmeciliğinin Sosyal Boyutu" konuları işlendi. Yaklaşık 300 kişi tarafından takip edilen Sempozyumun son oturumunda "Küreselleşme Sürecinde Altın Politikaları" konulu bir panel gerçekleştirildi.
İki gün süren Sempozyumda dile getirilen görüş ve öneriler ana başlıklarıyla aşağıda özetlenmiştir:
- Madenler, yenilenemeyen ve üretildiklerinde tükenen kıt kaynaklardır. Ekonomik rezervler belirli bölgelerde yoğunlaşmıştır. Bu nedenle madencilikte yer seçme şansı yoktur, madenin bulunduğu yerde üretilmesi zorunludur. Yapıldığı bölgelere sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan önemli katkılar sağlayıp emek yoğun bir istihdam gerektirdiğinden, kırsal kesimden göçleri önleyici ve gelir dağılımını düzenleyici bir etkisi bulunmaktadır. Dolayısıyla, madencilik ile ilgili politikaların oluşturulmasında, gelecek nesillerin haklarının da kollanarak tayin edilmesi gerekmektedir.
- Sanayi başta olmak üzere, ekonominin diğer sektörlerinin hammadde gereksinimlerini sağlayan madencilik sektörü, ekonomik kalkınmayı başlatan sanayileşmenin lokomotifi konumundadır.
- Dünya ekonomisinde yaşanan küreselleşme sürecinde, çok uluslu şirketlerin kar paylarını artırmak için, sermaye ve mal dolaşımının önündeki tüm engellerin kaldırılması amaçlanmıştır. Bu gelişmeler, sahip oldukları bilgi birikimi, sermaye kaynakları, ekonomik ve politik güçleri sayesinde dizginleri ellerinde tutan gelişmiş ülkelerin lehine olmuştur. Ülkemizde 80‘li yıllardan bu yana izlenen neo-liberal politikalar ile sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, çevre, maden ve tarım alanları çok büyük yıkım görmüş, özelleştirme uygulamaları ile bu ulusun dişinden tırnağından artırarak oluşturduğu kamu işletmeleri yok pahasına, bir çoğu da amacı ve kaynağı belli olmayan yabancılara, küresel sermaye gruplarına hizmet eden yerli işbirlikçilerine satılmak suretiyle elden çıkarılmıştır.
- Bu çerçevede, yatırım yapılmayarak üretimden çekilmek zorunda bırakılan  kamu madencilik kuruluşlarımız ile küçük  yerli işletmeler, son aşamada yabancı şirketlerin eline geçmekte ve kaynaklarımız bu güçler tarafından kullanılmaktadır. İçinde bulunduğumuz dönemde ise, giderek etkisizleştirilen MTA, TTK, TKİ ve ETİ MADEN gibi kamu madencilik kuruluşlarının bazılarında özelleştirme çalışmalarının hızlandığı yetkililerce daha sık dile getirilmektedir.
- Tüm alanlarda olduğu gibi madencilik sektöründe de kamu denetimi gevşetilmiştir. Bunun sonucunda yasalarda belirtilen denetimler dahi yeterince yapılamamakta, önlemlerin alınıp alınmadığı denetlenememekte ve genel anlamda bir güvensizlik ortamı oluşmaktadır. Meslek Odaları da devre dışı bırakılarak, kamusal denetimin göz ardı edilmesiyle serbest piyasa mantığı gereği "bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler" düşüncesi her alanda egemen olmuştur.  - Ülkemizin sanayileşmesinin emperyalist güçlerce engellenmesi ve buna bağlı olarak mamul madde üretiminin yeterince gerçekleştirilememesi, madenlerimizin hammadde olarak ihracına neden olmaktadır. Madenlerimizin ham madde olarak ihraç edilmesi ise, yer altı kaynaklarımızın ülke ekonomisine katkısını engelleyerek bir daha yerine koyamayacağımız bu kaynakların açık bir sömürüye sunulması anlamına gelmektedir.
- Altın, diğer madenlerimiz gibi yeraltı zenginliklerinden biridir. Resmi raporlara göre, ülkemizde 600 ton işletilebilir altın rezervi bulunmaktadır. Bu rakam aramalara bağlı olarak artabilecektir. Altın madeninin aranması ve madencilik üretim tekniklerinin diğer metal madenlerinden önemli bir farkı yoktur.  Hiçbir madenin arama ve sondaj çalışmalarında siyanür kullanılmamaktadır. Ancak bu konuda kamuoyu zaman zaman yanlış ve eksik bilgilendirilmektedir. Siyanür, altının cevher içerisinden alınmasında, tanelerinin boyutuna ve cevherin özelliklerine göre kullanılan bir kimyasal olup, dünya altın üretiminde  % 83 oranında uygulanmaktadır. Ülkemizde bir yılda kullanılan 300.000 ton siyanürün 3.500 tonu madencilik sektöründe tüketilmektedir.

Haber No: 2883