-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Buğday Derneği, Avrupa Komisyonu “Tarım ve Genişleme” Konferansı’ndaydı
Kategoriler: Yaşam ve Kültür
Tarih: 17-Haziran-2009
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Avrupa Komisyonunca düzenlenen “Tarım ve Genişleme” konferansı 12–13 Haziran 2009 tarihleri arasında, Türkiye ile birlikte AB’ye adaylık sürecinde olan Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’de yapıldı. Çoğunluğu Türkiye ile birlikte diğer aday ve adaylığa hazırlanan Batı Balkan ülkelerinden yaklaşık 200 delegenin oluşturduğu toplantıya Türkiye’den aralarında Buğday Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Victor Ananias olmak üzere 5 kamu, 5 sivil toplum ve 2 üniversite yetkilisi katıldı.

Victor Ananias dışında TMMOB Başkanı Gökhan Günaydın, TZOB’den Selahattin Mermer, Hüsnü M. Özyeğin Vakfından Bade Uysaler, DEÜ İktisadi Bilimler Fakültesinden Prof. Dr Yaşar Uysaler ve diğer Türk Delegeleri müzakere sürecine çok değerli katkısı olan soruları ile gündemi zenginleştirenler arasında idi.

Buğday Derneği 2009 Ocak ayında Devlet Bakanı ve Baş müzakereci sıfatı ile göreve atanan Sn Egemen Bağış’ın Sivil Toplum Diyalogu’nu geliştirmek adına Ankara’da yaptığı çok katılımlı ilk toplantısında müzakerelerde aktif rolü ve tüm taraflar ile işbirliği içinde bunu gerçekleştirdiğini tüm katılımcılara ifade etmişti.

Buğday Derneği, ulusal egemenliğinin ve bağımsızlığının korunarak toplumsal refahını sağlamak ve ülke kaynaklarını sürdürülebilir kullanımı adına AB’ye giriş sürecinde halen Türkiye’nin önünde üç seçenek görüyor. Bunlar;
AB sürecini hızlandırmak adına Demokrasi ve diğer temel değerler bazında fakat gereksiz ödünler vermeden, ödevini çok iyi yaparak en hızlı şekilde birliğe tam üyeliğinin kabulünü ve bundan sonra da bölgesel haklarının ve AB’deki gücünün adil ve sürdürülebilir bir toplum hayaline hizmet edecek şekilde yönetimi sağlamak.
 Üyelik sürecini “üye olma” hedefi odaklı değil, “süreci değerlendirme” odaklı uzatarak bu dönemin avantajlarını kullanmak ama ulusal programını AB’den bağımsız ilerletecek şekilde düzenlemek.
AB üyeliğinden tamamen vaz geçmek, ulusal ve uluslar arası program ve stratejisini tamamen bağımsız ve özgün politikalar ile yürütmek. Bu koşulda AB ve diğer dış politikaları yok saymak değil tam aksine hepsini dikkate alan ve hepsinin karşısında dik durabilecek bir ulusal güç ve politika sahibi olan, hak ve adalet’in savunucusu, değerler üzerine kurulu bir düzen Türkiye’yi hedeflerine ulaştırabilir.

Bizce bu üç koşul da mümkündür. Yeter ki Türk toplumu olarak açıkça bu üç koşulun ve bağımsızlığımızın kayıtsız şartsız Millet’in elinde olduğunun farkında olalım. Bu koşulları tartışalım, bir karar verelim ve o kararın gereğini yapalım. Arada kalmak her zaman güç, itibar ve hâkimiyet kaybettiren bir unsur olarak çıkacaktır aksi takdirde karşımıza. Küçük çiftçimiz, iç politikalarımız, yaşam kalitemiz, doğal ve kültürel çeşitliliğe dayalı zenginliğimiz,  gıda üretimi ve birçok konuda bağımsızlığımız gelecek nesillerimizin garantisi olarak bu ülkenin ve vatandaşının tasarrufunda ve güvencesi altında kalmalıdır.
Sayı olarak ülke nüfusuna oran ile az katılım olan Türk delegasyonu toplantının en aktif, sorgulayan ve haklı gerekçeler ile gündemi etkileyen taraf oldu. Konferans sunumları sonunda Türk delegasyonundan gelen sorular yanıtlarını ancak kısmen alırken,  müzakerelerin Türkiye için tek taraflı bir “AB koşulsuz kabullenmesi” şeklinde sürmemesi gerektiğini açıkça ortaya koydu.

Haber No: 3158