-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Akdeniz’in Daha Fazla Deniz Koruma Alanına İhtiyacı Var
Kategoriler: Biyolojik Çeşitlilik, Doğa Koruma
Tarih: 27-Kasım-2012
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Denizleri koruma amacıyla çalışan 300’den fazla uzman kuruluş, Akdeniz konusundaki deneyimlerini paylaşmak ve ortak bir program oluşturmak amacıyla ilk defa bir araya geliyor.

 

25-28 Kasım 2012 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen 2012 Akdeniz Deniz Koruma Alanları Forumu, Deniz Koruma Alanları Yöneticileri Veri Ağı (MedPAN) ve WWF’in de içinde bulunduğu ortak kuruluşlar tarafından gerçekleştiriliyor. Forum, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi çerçevesinde belirlenen hedef doğrultusunda, 2020 yılına kadar Akdeniz’in %10’unun koruma altına alınmasını garanti etmek amacıyla Deniz Koruma Alanlarının etkin yönetimi için somut bir plan oluşturulmasını hedefliyor.

2008 yılından beri koruma altında olan alanlara yaklaşık 7.000 km2’lik bir alan daha eklenmiş olmasına rağmen Akdeniz’in yalnızca %4’ü koruma altında. Bu rakam, deniz biyoçeşitliliği açısından “sıcak nokta” olan alanların korunması adına atılması gereken daha çok adım olduğunu gösteriyor.

WWF-Akdeniz Deniz Koruma Program Müdürü Giuseppe Di Carlo, 2020’ye kadar %10 koruma hedefine ulaşılabilmesi için, hükümetleri Akdeniz’de daha çok Deniz Koruma Alanı oluşturmaya ve var olanları daha çok desteklemeye davet etti. Deniz Koruma Alanlarının hem deniz kaynaklarının sürdürülebilir bir biçimde kullanılmasını ve biyoçeşitliliğin korunmasını sağlamaya yönelik bir araç olduğunu belirtti. WWF, başlattığı imza kampanyası ile %10 hedefine ulaşılabilmesinin sağlanması adına Akdeniz hükümet liderlerini Deniz Koruma Alanlarına karşı sorumluluklarını arttırarak Akdeniz’i koruma altına almaya çağırdı. Son 4 ay içerisinde 22.000’in üzerinde imzanın toplanmasını sağlayan kampanyanın detayları Deniz Koruma Alanları Forumu’nda karar vericilerle paylaşılacak.

WWF-Türkiye Doğa Koruma Direktörü Sedat Kalem “Akdeniz, deniz biyoçeşitliliği ve doğal kaynaklar açısından dünyanın en zengin bölgelerinden birisi olduğu gibi, aynı zamanda en kırılgan olanlarındandır. Deniz Koruma Alanlarının faydaları gözle görülür ve ölçülebilir niteliktedir. Bu alanlarda, tür çeşitliliğinin %19 oranında, balıkların biokütlesinin 4,7 kat, balık yoğunluğunun ise %10 oranında arttığı gözlenmektedir. WWF-Türkiye olarak Kaş-Kekova’da yürüttüğümüz çalışmalar ile bölgenin bir Deniz Koruma Alanı olmasına destek sağladık. Türkiye’de korunan alanların sayısını artırmak için çalışmalarımız devam edecektir; çünkü Deniz Koruma Alanları bulundukları bölgenin sosyoekonomik yapısını da destekleyen önemli bir araçtır.” dedi.

 

Daha fazla bilgi için:

Berivan Dural

bdural@wwf.org.tr

0212 528 20 30

  

Notlar:

WWF-Türkiye tarafından 2002 yılından beri Kaş-Kekova’da yapılan çalışmalar sonucunda Kaş-Kekova arasında kalan kıyıların, Uluslararası Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) kriterlerine göre koruma altında olan türler açısından son derece zengin olduğu ortraya çıkmıştır. Çalışma sonucunda, bölgeye en yakın koruma alanı olan Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin sınırlarının, Kaş çevresindeki denizel biyolojik zenginlik açısından önemli alanları kapsayacak şekilde genişletilmesi Mülga Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı’na önerilmiştir. 

 2002-2006 yılları arasında alanda yapılan çalışmaların sonuçları değerlendirilerek, Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin sınırları batıda Kaş İnceburun’a kadar olan kıyı şeridini ve bu bölge dâhilinde bulunan adaları da içine alacak şekilde genişletilmiştir. Mülga Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı tarafından, Bakanlar Kurulu kararı ile sınırları genişletilen bu bölgenin adı 2006 yılında Kaş - Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak değiştirilmiştir (2006/11266 sayılı, 8/11/2006 tarihli resmi gazete).

 Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi dâhilinde yapılan biyolojik çeşitlilik çalışmalarında bugüne kadar sadece dalış yapılarak yaklaşık 1.000 denizel tür kaydedilmiştir. Bu durum, bölgenin Doğu Akdeniz için yüksek biyolojik çeşitliliğe sahip olduğunun bir göstergesidir (Yokeş,2009).

 WWF-Türkiye, koruma altındaki türler bakımından zengin olması nedeniyle çalışmalarını Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi’ne odaklamış ve koruma altındaki türlerin ekolojilerini daha detaylı araştırmıştır. Denizel biyolojik çeşitlilik izleme çalışmaları 2006, 2009, 2010 ve 2011 yıllarında da devam etmiştir. Aynı yöntemin kullanıldığı, her yıl aynı zamanda ve aynı ekiple gerçekleştirilen çalışmalar süresince orfoz, lahoz, fangri gibi pek çok türün görülme sıklığının 2002-2006 yılları arasında %60-90 arasında azaldığı tespit edilmiştir. Popülasyonlarının 4 yıl gibi çok kısa bir sürede bu kadar azalmış olması bu türler üzerindeki baskının yoğunluğunu ortaya koymaktadır (Yokeş,2007).

 WWF-Türkiye’nin Kaş-Kekova’daki çalışmaları hakkında daha fazla bilgi için;

http://www.wwf.org.tr/page.php?ID=209&mID=198

WWF-Türkiye’nin çalışmaları ve Akdeniz Bölgesi’ndeki Deniz Koruma Alanlarına yönelik çalışmalar ile ilgili daha fazla bilgi için: ,

http://www.wwf.org.tr/page.php?ID=570&mID=543

http://www.wwf.org.tr/page.php?ID=573&mID=549

http://www.wwf.org.tr/page.php?ID=574&mID=550

http://www.wwf.org.tr/page.php?ID=575&mID=551

 

WWF-Akdeniz’in başlattığı imza kampanyası için;

http://mediterranean.panda.org/about/marine/marine_protected_area/marine_protected_areas

 

 

Haber No: 5922