-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Marmara Denizi'nde Canlı Yaşamı Sona Ermek Üzere!
Kategoriler: Biyolojik Çeşitlilik, Doğa Koruma
Tarih: 19-Aralık-2012
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Oksijen değerlerinde sürekli düşüşler yaşanan Marmara Denizi'nin, kritik eşiği aştığı ve geri dönüşü olmayacak bir noktaya gelmek üzere olduğu bildirildi.

 

1954 yılından bu yana Marmara Denizi'yle ilgili çeşitli parametreleri araştıran, bilimsel veriler toplayarak bölgeyi analiz eden, ''Marmara Denizi'nin değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi (MAREM) Projesi 2012 Raporu'', Marmara Denizi'ndeki tehlikeli gidişi yeniden kamuoyu gündemine taşıdı.
Buna göre, oksijen değerlerinde sürekli dramatik düşüşler yaşanan Marmara Denizi, ne yazık ki kritik eşiği aştı ve mevcut kirlenme durumunun devam etmesi, geri dönüşü olmayacak bir kırılma noktasıyla  sonuçlanmak üzere...

Prejenin başında bulunan Hidrobiyolog Levent Artüz, 'Marmara Denizi, adına deniz diyemeyeceğim bir yapıya dönüşüyor' derken, durumun ne kadar vahim olduğuyla ilgili önemli bir tespit yapıyor. 

Levent Artüz, 2011 yılı rapor sonuçlarını açıklarken de, 'Doğa Marmara Denizi’nde ölürken hâlâ insanlara yararlı bir şeyler vermeye çalışıyor” diyerek, “Marmara Denizi için şimdi çalışmalara başlanırsa beş sene sonra Tekirdağ açıklarında yeniden kılıç balığı görürüz. Marmara’da 123 balık çeşidi yok oldu bu kirlilik ortadan kalktığında 50 tür geri gelebilir. Ama önlemler alınmazsa beş sene sonra cansız ortama dönüştüğünde artık geri dönüş olmaz” açıklamasıyla ilgilileri uyarmıştı.

Denizdeki kirlilikten dolayı balıkların fazla büyüyemediği için, çok küçük olarak sofralara geldiğini belirten Artüz, Marmara’dan çıkan midyenin kesinlikle yenmemesi gerektiğinin altını çizmiş ve “Midye yemek, dalgıç zıpkınıyla Rus ruleti oynamaya benzer” demişti. 

Geçen son bir senenin ise, Marmara Denizi'nde durumu daha da kötüleştirdiği tespit edildi. Artık Marmara Denizi'ni 5 senede geriye döndürmek mümkün görünmüyor. 

Marmara Denizi’nin büyük bir bölümünde, özellikle de doğu kesimlerinde, suda çözünmüş oksijen değerleri çok düşük seviyelerde, hatta yer yer anoksik (oksijensiz) bölgeler halinde bulunuyor. Özellikle İstanbul'a yaklaştıkça, dip yaşamı birçok bölgede sıfır değerlere kadar düşüyor.

Marmara Denizi civarında bulunan illerin yerel yönetimleri, derin deşarj yöntemiyle, arıtılmayan evsel atıkları Marmara Denizi'ne pompalarken, sanayi tesislerinin endüstriyel atıkları da, herhangi bir arıtmaya tabi tutulmadan, dereler vasıtasıyla Marmara'ya boşaltılıyor. 

Tarımsal kimyasalların da sürüklendiği Marmara Denizi, evsel ve endüstriyel atıklarla, tarımsal kimyasalların harmanlandığı büyük bir foseptik çukuruna dönüşmüş durumda.

Balıkların barınabileceği dip tabanınının bozulduğu, tabakaların değiştiği, sudaki erimiş oksijen kaynaklarının tükenmek üzere olduğu, deniz suyunun bir başka kirli sıvıya dönüştüğü uzunca bir süredir bilim adamlarınca gündeme getiriliyordu. Örneğin, 1980 yılında 500 canlı türünün yaşadığı Kınalıada bölgesinde, 2012 yılında sadece 5 canlı türünün kaldığı belirlendi.

Süreç bu şekilde devam ederse, Marmara Denizi'nin, deniz suyu olma özelliklerini kaybederek, etrafına hastalık ve ölüm saçan bir çevre fekaketine dönüşmesi kaçınılmaz görünüyor...

ÇEVREM / Çevre Misyonu Platformu
16 Aralık 2012, Pazar

(Fotoğraf; pusula.tv)

Fotoğraf: MARMARA DENİZİ'NDE CANLI YAŞAMI SONA ERMEK ÜZERE!

Oksijen değerlerinde sürekli dramatik düşüşler yaşanan Marmara Denizi, ne yazık ki kritik eşiği aştı ve mevcut kirlenme durumunun devam etmesi, geri dönüşü olmayacak bir kırılma noktasıyla sonuçlanmak üzere...

1954 yılından bu yana Marmara Denizi'yle ilgili çeşitli parametreleri araştıran, bilimsel veriler toplayarak bölgeyi analiz eden, ''Marmara Denizi'nin değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi (MAREM) Projesi 2012 Raporu'', Marmara Denizi'ndeki tehlikeli gidişi yeniden kamuoyu gündemine taşıdı. 

Prejenin başında bulunan Hidrobiyolog Levent Artüz, 'Marmara Denizi, adını deniz diyemeyeceğim bir yapıya dönüşüyor' derken, durumun ne kadar vahim olduğuyla ilgili önemli bir tespit yapıyor. 

Levent Artüz, 2011 yılı rapor sonuçlarını açıklarken de, 'Doğa Marmara Denizi’nde ölürken hâlâ insanlara yararlı bir şeyler vermeye çalışıyor” diyerek, “Marmara Denizi için şimdi çalışmalara başlanırsa beş sene sonra Tekirdağ açıklarında yeniden kılıç balığı görürüz. Marmara’da 123 balık çeşidi yok oldu bu kirlilik ortadan kalktığında 50 tür geri gelebilir. Ama önlemler alınmazsa beş sene sonra cansız ortama dönüştüğünde artık geri dönüş olmaz” açıklamasıyla ilgilileri uyarmıştı.

Denizdeki kirlilikten dolayı balıkların fazla büyüyemediği için, çok küçük olarak sofralara geldiğini belirten Artüz, Marmara’dan çıkan midyenin kesinlikle yenmemesi gerektiğinin altını çizmiş ve “Midye yemek, dalgıç zıpkınıyla Rus ruleti oynamaya benzer” demişti. 

Geçen son bir senenin ise, Marmara Denizi'nde durumu daha da kötüleştirdiği tespit edildi. Artık Marmara Denizi'ni 5 senede geriye döndürmek mümkün görünmüyor. 

Marmara Denizi’nin büyük bir bölümünde, özellikle de doğu kesimlerinde, suda çözünmüş oksijen değerleri çok düşük seviyelerde, hatta yer yer anoksik (oksijensiz) bölgeler halinde bulunuyor. Özellikle İstanbul'a yaklaştıkça, dip yaşamı birçok bölgede sıfır değerlere kadar düşüyor.

Marmara Denizi civarında bulunan illerin yerel yönetimleri, derin deşarj yöntemiyle, arıtılmayan evsel atıkları Marmara Denizi'ne pompalarken, sanayi tesislerinin endüstriyel atıkları da, herhangi bir arıtmaya tabi tutulmadan, dereler vasıtasıyla Marmara'ya boşaltılıyor. 

Tarımsal kimyasalların da sürüklendiği Marmara Denizi, evsel ve endüstriyel atıklarla, tarımsal kimyasalların harmanlandığı büyük bir foseptik çukurunda dönüşmüş durumda.

Balıkların barınabileceği dip tabanınının bozulduğu, tabakaların değiştiği, sudaki erimiş oksijen kaynaklarının tükenmek üzere olduğu, deniz suyunun bir başka kirli sıvıya dönüştüğü uzunca bir süredir bilim adamlarınca gündeme getirilyordu.

Örneğin, 1980 yılında 500 canlı türünün yaşadığı Kınalıada bölgesinde, 2012 yılında sadece 5 canlı türünün kaldığı belirlendi.

Süreç bu şekilde devam ederse, Marmara Denizi'nin, deniz suyu olma özelliklerini kaybederek, etrafına hastalık ve ölüm saçan bir çevre fekaketine dönüşmesi kaçınılmaz görünüyor...

ÇEVREM / Çevre Misyonu Platformu
16 Aralık 2012, Pazar
(Fotoğraf; pusula.tv)

Haber No: 5982