-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Bayramiç Yeniköy'den Mektup Var
Kategoriler: Ben ne yapabilirim
Tarih: 16-Kasım-2013
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Bayramiç Yeniköylü Balıkçı Mustafa köydeki son gelişmeleri anlattığı mektubunda ekolojik dönüşüm için bireysel olarak neler yapabileceğimizden de dem vuruyor.

Merhabalar,

Mevsim kışa dönerken yeni bitirebildik yerli tohumlardan ekim işlerimizi. Dört senedir devam eden yerel buğday çeşitleri ile ilgili çalışmalarımız bir hayli yol aldı. Kendi gıdamızı üretmenin dışında bölgemizdeki birçok çiftçiye tohum sağladık. Bu ay onlarca köylü yerli tohum buğdayları bizden temin etti, hem de öyle satarak değil, takas ederek. Ya bize karşılığında kendi ürünlerinden, tohumlarından verdi, ya da seneye aldığı kadarını iade etmek üzere tohumları toprakla buluşturdu.

Bu sene Dedetepe çiftliğinden Erkan Alemdar'ın çoğalttığı ve kurtardığı Akkunduz ayrıca üç yıldır ekip çoğalttığımız sarı buğday, kavılca, saz çavdarı, arpa, yulaf ve karakılçık buğdayı ekimlerimizi bitirdik, yorulan topraklarımıza da tamamen bakla, bezelye ektik. Hafta sonu da soğan ve sarımsak ekerek kışlık ekimlerimizi neredeyse bitireceğiz.

Bu yazıyı okuyan sizler de atalık tohumlarımız için elbette bir şeyler yapabilirsiniz. Buğday derneğimizin çalışmalarından biri olan yaşasın tohumlar kampanyasına destek olabilirsiniz. Ayrıntılar için: http://yasasintohumlar.org/

Kurda Kuşa Aşa diyerek saçtığımız tohumlar hepimize bereketli olsun diyerek aşağıdaki yazımı sizinle paylaşıyorum

Hipokrat ''Önce zarar verme'' demiş.

İnsani değerlerimizin tümünü yozlaştırmaya, yok etmeye ve talan etmeye  çalışan yeni dünya düzeni, onun hegemonyası altında kirletilen hayatlarımızı değiştirmek/dönüştürmek elimizde...

Önce kendimizden başlayarak!..

İnsanlar tarım yaparak uygarlaştı. Şu anda bile dünya nüfusunun hemen hemen yarısı kırsal alanlarda yaşıyor. Nüfusunun hızla artması ve sanayinin gelişimi ile ortaya çıkan modern tarım başarısını makineleşmeye, kimyasal ilaç ve gübrelere, sulamaya ve yüksek verimli tohumlara bağlar. Modern tarım ucuz petrol ve doğalgaz üzerine bina edilmiştir ve sadece bu yüzden bile sürdürülebilir değildir. Kimyasal gübre ve ilaçların üretilmesi, paketleme, taşıma, makinelerin işlemesi petrole ve doğalgaza bağlı. Ayrıca su ve enerjiyi çok yoğun kullanan modern tarım 1 kalorilik gıda üretimi için 10 kalorilik fosil yakıt harcıyor. Oysa 0,1 kaloriden az enerji harcayan geleneksel tarım ne kadar da insani değil mi? 

Küresel ısınmanın etkisi ile azalan su kaynakları tarım üretimini de olumsuz etkilemekte. Sürekli ve sınırsız sermaye birikimi amaçlayan şirketler, geliştirdiği teknolojiyi kendi amaçları doğrultusunda kullanmaktan asla çekinmiyor ve bu amaçlara uygun yasalar çıkartıyor, politikalar geliştiriyor. Son çıkarılan GDO yasası ve tohumculuk yasası bunların birer örneği.

Konvansiyonel tarımın her unsuru artık azalan verimlerden muzdariptir. Mekanik tarla sürümü, kimyasal gübre kullanımı, tek tip ekim toprak erozyonunu hızlandırmaktadır.Zararlılar ilaçlara karşı kalıtımsal direnç geliştirmekte,sürekli sulama tuzlanmaya yol açmaktadır. Topraklar verimsizleşmektedir. Şirketler ve devletler genetiği ile oynanmış tohumlar gibi geliştirmeye çalıştığı çözümler büyük bir çevre felaketi yaratma tehlikesine yol açmaktadır.

Binlerce yıllık insan emeği sonucu ortaya çıkmış atalık tohumlarımız bu politikalar sonucu tamamen tehlike altında.Gıda güvenliğimiz,biyolojik çeşitliliğimiz yok oluşa doğru giderken bizler ne yapmalıyız.?

Bir kere yıllardır bu tehlike karşısında mücadele eden arkadaşlarımıza, kampanyalara,sivil toplum örgütlerine katılmalı destek vermeliyiz. Kolektif bir bilinçle hareket etmeliyiz. Yerel tohumlarımıza sahip çıkmalı,yerel ve organik ürünleri tercih etmeliyiz.Yerli tohumların gelecek kuşaklara aktarılması için çabalamalıyız.GDO’lu hiçbir ürünü almamalıyız. Daha az tüketmeyi öğrenmeliyiz. Naylon poşet ve pet şişe kullanımını terk etmeliyiz. File,sepet ve bez torbaya dönüş yapmalıyız. Kısacası geçmişimize bakarak ve anlayarak geleceğimize sahip çıkmalıyız.

…Ve ne güzel söylemiş Nazım, Şeyh Bedrettin destanında;

          Gitgide yaklaşıyordu bu toprağın sonu 
                     fermanlı bir ölüm kuşunun kanatlarıyla. 
Oysaki onlar bu toprağı, 
                 bu kayalardan bakanlar, onu, 
üzümü, inciri, narı, 
tüyleri baldan sarı, 
          sütleri baldan koyu davarları, 
ince belli, aslan yeleli atlarıyla 
duvarsız ve sınırsız 
bir kardeş sofrası gibi açmıştılar.
 
......
 

 

Hep bir ağızdan türkü söyleyip 
hep beraber sulardan çekmek ağı, 
demiri oya gibi işleyip hep beraber, 
hep beraber sürebilmek toprağı, 
ballı incirleri hep beraber yiyebilmek, 
yârin yanağından gayrı her şeyde 
                                         her yerde 
                                                       hep beraber! 
                                          diyebilmek 
                                            için

 

Sevgiyle kalın,

Balıkçı

www.bayramicyenikoy.com

Haber No: 6693