-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Pastoral Vadi'de Gönüllü Yaşam
Kategoriler: TaTuTa
Tarih: 19-Aralık-2013
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Her ihtiyacımıza koşan süper gönüllümüz Işıl Kayagül Kasım ayında Pastoral Vadi'de yaşadıklarını tüm samimiyetiyle yazdı.

Senin Seçimin

Elbette şehirde doğup büyüyen, köy tecrübesi sadece çocukluğundaki anılar olan bir kişi, ekolojik bir çiftliğe gittiğinde “çarpılır”.  Size nazlı nar ağaçlarından, nar ekşisi yapılmak için çırpılmaya başlayınca nar tanelerinin kaçışmasından, derenin hüznünden, tarhana taşının coşkusundan, ağaçların bilgeliğinden bahsederdim ama daha önce yazacağım şeyler var.

Geçtiğimiz ekim ayında Pastoral Vadide Avrupalı gençlerin kendi ülkeleri dışında gönüllü çalışıp yeni kültürlerle temas edebileceği Avrupa Gönüllülük Sistemi (EVS) projesi gerçekleşti, Hollanda’dan gelen  2 grup lideri ve 6 genç, 15 gün boyunca gönüllü olarak Pastoral Vadi, Fethiye’de konakladılar. Bendeniz ise bir buğday gönüllüsü olarak onlara eşlik ettim, köylülerle iletişime yardımcı olmak ve bilgi vermek amacıyla. Bu gençler iletişim ve uyum problemleri olan, aile bağları kısıtlı, terapi amaçlı projeye katılan gençlerdi. Aralarında otistik belirtiler gösterenler de vardı. Ancak projeye katılmak ve başvurmak için – inanır mısınız – tereddüt etmedim. Çünkü problemimiz olsun ya da olmasın doğa bizi dönüştürür ve değiştirirdi. Terapi herkese lazımdı, bana da, şehrin kaosundan bunalan herkese. Zaten bir öğretmen olarak, şehirde grup dinamiklerinin her zaman içindeydim, ancak bu grup ruhunun doğada nasıl kendini göstereceğini merak ediyordum. Zaten, geçtiğimiz Ağustos ayında Victor’un Çamtepe’deki evinde bulunduktan,  şehirden bir süre uzak kalmanın mümkün olduğunu gördükten sonra bir güç itti işte beni, gitmelisin, diye.

Proje hakkında kısa bilgi: Projeye katılan gençler Hollanda’daki Sosyal Hizmetler kurumuna bir motivasyon mektubu yazarak neden gelmek istediklerini belirtiyorlar. Havası, kültürü, coğrafyası farklı olan bu bölgede belli ki kendilerini görmek istiyorlar, belki daha önce ait olduklarını hissetmedikleri ‘grup’ ile beraber iş yapmak, birliktelik ruhunu deneyimlemek. İnziva şeklinde bir terapi değil, insanın başkasında kendini gördüğü bir terapi şekli.

İlk gün çalışmamız zeytin toplamak ve kerpiç ev için kerpiç taşımak ile başladı, Aman Allahım, o nasıl bir sistematiklik! “Hadi sistem kurun “ deyip , “bu hafif”, “bu ağır, dikkat edin” derken bir baktım bizim kerpiçler bitmiş! İş bitince çoğumuz bakkala gitmek istedik, Pastoral Vadi’den bakkala 45-50 dakikalık bir yürüyüş mesafesi vardır. Biz yürürken bir kısmımızı gideceğimiz yere bırakmak isteyen minibüse “hayır teşekkürler, biz bir ekibiz, arkadaşlarımız yolda kalacaksa biz de binmeyelim” diyen bir ekip oluşturmuştuk.

On beş gün boyunca nar topladık, nar çırptık, zeytin topladık, gelen konuklar için evlerin hazırlanmasına yardım ettik, tarhana yapımına yardımcı olduk vb… İşin ilginci benim “hadi hadi, şimdi ne yapıyoruz” paniğime grup lideri Evert’in sakin ol Işıl, yavaş yavaş demesiydi ve evet, bunu Türkçe söyledi. Büyük şehirden geldiğim nasıl da belli idi, her zaman bitmesi gereken işler ve yetişmesi gereken meseleler vardı, doğanın dinginline değil, koşmaya alışıktım ben.

Açıkçası biz 15 gün boyunca şehir kandırmacası içindeki tüm uyarıcılardan uzakta idik. Trafik, televizyon, sıkıldığın zaman gitmek, bir şeyden rahatsız olduğun zaman kaçmak yoktu. Gerilimli durumlar oldu elbet, belki de sırf bu yüzden oldu. Dış uyarı çok az ve insan kendi ile yüzleşiyor. Yoga grupları neden inziva için buraya geliyorlar, anladım. Öfke de, hüzün de, kızgınlık da, sevinç de, o an olmasa bile hemen sonrasında kendini gösteriyor, yüzleşiyorsunuz. “Bak, diyor, buradayım, şehirde yaptığın gibi kaçamazsın.”  Bizim gençlerin de bir tarafı “yaklaş, diyordu, grubun bir parçasısın,” diğer tarafı da “uzaklaş, havasını suyunu bilmediğim bu ülkede ne işim var?” Grup liderimiz çatışma zamanlarında bir cümle söylüyordu : “Senin seçimin… Sen burada olmak istedin, mektup yazdın ve geldin, burada olmayı sen seçtin.”

Birkaç nokta var ki, paylaşmadan geçemem:

Grupta demokratik uygulamalar vardı, mesela köy düğününe gidilecekse oylama yapılıyor, istemeyen gelmiyor. Çoğunluk geldi tabii hemen yakınımızdaki köy düğününe ve benden çok oynadılar.

Aralarında Hollandaca konuştuklarında ve ben ne konuşuyorsunuz deyince “Hiç, Hollanda eğitim sisteminden bahsediyoruz,” deyip bana sürpriz doğum günü partisi düzenlediler.

Yoga evinin temizlenmesi izin günlerine denk geldiği için, “hadi, hızlıca akşamdan yapalım,” deyip akşam yemeğinden sonra temizlik yaptılar.

İletişime kapalı olan bir grup üyesi son zamanlarda bana Hollandaca öğretmeye çalıştı.

Son akşam bizim için Hollanda yemeği pişirdiler.

Evet, projenin sonunda Pastoral’den hepimiz nasibimizi aldık. Hep beraber terapiden çıktık, bizi terapi eden neydi sorusunun cevabı birden çok, yazıya sığması zor aslında. Belki oradaki bilge ağaçlar bize bir şeyler fısıldadı, belki karşılaştığımız kaplumbağa, belki toprağın köklerini ayıklarken karşımıza çıkan solucan. Ya da Pastoral bize toptan büyü yapmıştır, bilemeyeceğim. Gerçek olan şu ki, çoğumuza hayatta nerede durduğumuzu gösterdi ve ayna tuttu. Ben kendi adıma niyeti bozdum ve şehir bana uygun değil, demeye başladım, hayırdır inşallah.

Not: Efendim, grubun adı neden Hagelslag, merak edenler için: Hagelslag Hollanda da çokça yenen bir çikolata çeşidi imiş, gelirken getirdiler ve bizim de deneme şansımız oldu. Küçük çikolata taneciklerini tereyağının üzerine döküyorlar. Hollandaca öğreneceğim diye niyet etmem ancak sadece Hagelslag’ı öğrenebilmemden dolayı, hep beraber çokça tekrar etmemiz üzerine, grubun adı “Hagelslag Team” oldu.

Not 2: Döndükten sonra konuştum grup liderleriyle, katılımcıların çoğu Pastoral’e geri dönmek istiyormuş.

Fotoğraflar için facebook sayfamız ziyaret edilebilir.

Haber No: 6789