Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Gülümseyin Arkadaşlar
Kategoriler: Ya?am ve Kültür,
Tarih: 24-Nisan-2014
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


YK Üyemiz Mustafa Alper Ülgen nam-ı diğer Balıkçı'nın Bayramiç'teki köyünde kaleme aldığı "Beş" adlı yazı dizisi devam ediyor.

Yetmiş dört yaşında Elveda,elinde çapası ,çeşmenin altındaki küçük bahçesinde toprağı hazırlıyor.
Her sabah iki kilometre yürüyor Elveda, Muratlar’dan Yeniköy’e.
Her sabah günaydın demeye geliyor bize ve biz o sırada kahvaltımızı bitirmiş oluyoruz.
Omuzunda çapası, çapaya asılı torbası, torbada biraz peynir, zeytin ve yarım ekmek, öğle yemeği için.
Durun hemen üzülmeyin sakın, ''sadece kuru ekmek mi yer Elveda'' diye.
Bahçesinde mis gibi marullar, taze sarımsak, soğan ve yabandan toplanan çeşitli otlar ile sofrasını bir hayli zenginleştirebilir, buz gibi soğuk su  pınarlardan her zaman içebilir.
Ama Elveda ne zaman yemek yer hiç birimiz bilmeyiz, görmeyiz.
Her baktığında mutlaka bahçede çalışır durur.
Neler yetişir bahçede bakalım;
Kış aylarında ıspanak, roka, tere, marul, lahana, pırasa, yeşil soğan.
Yaza doğru başlar baklalar dökmeye, patatesler gömülmeye, nohutlar ekilmeye ve kendi tohumlarından yaptığı fideler buluşur toprakla.
Domates, patlıcan, çeşitli biberler, karpuz, kavun,susuz börülce, salatalık, acur ekilir o küçücük bahçenin her yerine.
Bal kabakları kocaman olur güze doğru.
Hele fasülyeleri, karışık toplar, köy fırınımızda tepside fasülye böreği  yaparız  dayanılmaz güzel kokar.
Binlerce yıldır anaların kızlarına aktardığı  tohumları kullanır  ve binlerce yıldır yapıldığı gibi toprağı  işler  Elveda.
O sadece kendi gıdasını üretmez, oğulu ve kızları için, torunları için, evde yatan felçli kocası için üretir, o kadar bereketlidir ki yaptıkları, bir de bizle  paylaşır.
Anadaolu’da ya da dünyanın herhangi bir yerinde milyonlarca kadın çifçinin ellerinde bereketlenir bu tohumlar. Tohumlar  analardan kızlarına aktarılır , analar kızlarının çeyiz sandıklarına koyar tohumları,  evlenip gittikleri yerde aç kalmasınlar, muhtaç olmasınlar  ve çocuklarını  doyurabilsinler diye.
Tohum varsa gıda var demektir, hem lezzetli  hem sağlıklı.
Milyonlarca kadın çifçinin binlerce yılda öğrendiği bu küçük tarım teknikleri, ailelerin sağlıklı ve lezzetli gıdalara ulaşmasının yegane yoludur, aç kalmamanın da garantisi.
Elveda yetmişdört yaşında ve omuzunda çapası bir bahçe uzmanı, sadece bahçemi  yapar ?  o aynı zamanda  kurutmalar, saklamalar ve pişirmeler uzmanı.
Susam hasadını, mısır kurutmasını, soğan ve sarımsak dizisi yapmasını, çeşitli otları toplamasını, bakla ve nohut hasadını, orak kullanmasını ve fide yapmasını öğretti bize Elveda.
Sarı buğdaylardan bulgur yapmayı Şerifeden,mis kokan ekmek  yapmayı  Beyhan ablamızdan öğrendik, salça ve sos yapmayı da Nurcan’dan.
Kerpiç pomak sıvası yapmayı Etili köyü kadınlarından.
Şimdi bu listeyi uzatmak istemiyorum.
Nihayetinde her gün yeni bir şey daha öğreniyoruz çiftçi kadınlardan.
Çeşit çeşit tohumların kuşaklar boyunca aktarılmasını sağlayan ve hane halkının gıdasını üreten çiftçi kadınlar ne yazık ki bu alandaki yerlerini tüm dünyada olduğu gibi Anadolu’da da hızla kaybediyorlar.
Annelerinden öğrendikleri bahçe işlerini, süt sağma, peynir, tavuk, yumurta  v.s. hayvancılık işlerinden hızla çekiliyor kadınlar.
Zira yeni evlenecek kız çocukları Çanakkale yada Bayramiç’ten ev istiyorlar, köyde kalmak ve öncelikle kendi gıdalarını üretmekten hızla vaz geçiyorlar.
Nedenleri çok geniş bir yelpazede değerlendirilebilir.
Ama gözlemlediğim en önemli sorun şu;
Köy okulları kapatılmış bir kere  ve genç köylüler  çocukları okuyabilsin diye kasabalara şehirlere gidiyorlar.
Mevcut yaşam koşullarını şehirde devam ettiremeyen bu çocukların imdadına köyde kalanlar yetişiyor, Elveda bahçe yapıyor onlara, Meryem inek besliyor, kuzu yapıyor kızı için,diğer kadınlar da öyle.
Ve yumurtadan, sebzeye, etten süte her şey köyden Çanakkaleye yollanıyor, çocuklar aç kalmasın diye.
Köy bahçelerdeki tazecik sebzeler, ilaçsız,gübresiz  ve inanılmaz lezzetli iken.Marketlerde satılan ambalajlı gıdalar bir o kadar bayat ve lezzetsiz.
Elveda’nın yetiştirdiği pırasayı küçümseyen, sağlıksız bulan  anlayış süpermarketlerde poşetler içindeki bayat ve katkılı gıdaları yüceltiyor.
Haliyle şu anda  mevcut gıda üretim ve erişimine  hakim olan şirketler, tohumdan  soframıza kadar her alanda her şeye hakim olmak istiyorlar.
Denetleyemedikleri  küçük aile işletmelerinin ve de kadın çiftçilerin gıda üretimini yok olması için çaba gösteriyorlar.
Endüstriyel tarım yöntemleri, toprağı  zehirliyor, fakirleştiriyor.
Doğadan toplanan yaban otlar kullanılan herbisit ve pestisitlerle yok ediliyor.
Hibrit ve GDO lu tohumlar ile binlerce yıllık kadim tohumların yok olması sağlanıyor.
Bu anlamda yasalar yönetmelikler çıkarılarak, her alanda şirketlerin tarıma haliyle gıdaya hakim olmalarının önü açılıyor.
En önemlisi binlerce yıllık tarım yöntemleri ve braberinde Kadın çiftçilerin emeği yok sayılıyor.
Ve daha sayfalar dolusu kara haber..
Amaa..
Elveda, akşam çapası omuzunda, evinin yolunu tutarken , gülümsüyor.
Sadece bahçesinin bereketi için değil bu gülümseme.
Binlerce yıldır taşıdığı bilgileri bize aktardığı için ve bizimde çocuklarımıza aktaracağımızı bildiği için gülümsüyor.
O gülümsemeyi düşünün arkadaşlar,
o gülüş dünya ya egemen olan tüm  gıda şirketlerine  en büyük meydan okumadır.
En büyük eylemdir.
Gülümseyin arkadaşlar…

Balıkçı..

Haber No: 7105
comments powered by Disqus