Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Beş
Kategoriler: Tohum,
Tarih: 09-Mayıs-2014
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


YK Üyemiz Mustafa Alper Ülgen nam-ı diğer Balıkçı'dan, bir Saz Çavdarı hikayesi

Çavdar ekmek istedik bu sene, bölgemizde eskiden çok ekilirmiş, kalın olduğu için sapları, bir çeşit saz kulübe yapımında kullanılırmış.

Birbirine çatılan meşe direklerle konstrüksiyonu tamamlanan bu yapılar, keçi ve koyun ahırı olarak kullanılmış yıllarca.

Üstü tamamen çavdar sapı ile kaplanır, hem sıcak hem de yağmur geçirmeyen bir barınak elde edilirmiş.

Fakat gelin görün ki geçen sene elindeki az miktardaki tohumu ektirdiğimiz Ramazan Abi, hasadı geciktirince tarlada çürüdü mahsül, ya da hayvanlarına yedirdi uğraşmamak için. Her ne olduysa oldu ve tohum yoktu artık.

Ekim yapmak için düştük tohumun peşine, köy köy izini sürdük çavdarın ama yoktu, kimse bulamadı bir teneke bile.

Bir akşam Muratlar köyü kahvesinde dediler ki karşı dağdaki Yörük köylerine bir gidin, yüz yüze görüşün.

Biz de kalktık Çanakkale’ye bağlı Kocalar köyüne vardık, sorduk ki son Çavdarları da deveciler almış götürmüş, oradan Çamyayla köylerine gittik, sorduk yine bulamadık…

Kahvenin birinde adamın bir dedi ki; Dedeler Köyü’nde Mehmet Efendi’yi görün, o ektiydi geçen sene…

Yine düştük yollara, geldik Dedeler Köyü’ne, gecenin bir vakti sorduk ve bulduk Mehmet Efendi’nin evini.

Gelin görün ki yatmışlar o vakitte, zira biz köy köy dolaşmaktan fark etmemişiz ve geç olmuş.

Ama bu kadar dolanmışız ve gelmişiz, şansımızı denemeliyiz.

Evin etrafında dolanıp bağırdık ‘Mehmet Efendi’ diye…

Nihayetinde kapının ışığı yandı ve şaşkın bakışlarıyla ev sahipleri dışarı çıktılar.

 Bize dediler ki  ‘’hayrola bu saatte bağırıp duruyorsunuz, ne oldu’’

 Seksenlerinde bir çift Mehmet Dede ve Hatice Nene. Tüm koyun ve keçi damları çavdar sapı ile kaplı, belli oluyor ki adetler devam ettiriliyor.

Neden geldiğimizi sorduklarında ; bir teneke çavdar tohumu için dağları dolaştığımızı anlattık ve bir teneke çavdar istedik..

Dede ‘’yok ki, ancak ben kendime ekecek kadar ayırdım,  olmaz veremem’’ dedi.

Biz üzüldük… O sırada Hatice Nene, bizim niyetimizi, Muratlardan sırf tohum için geldiğimizi, yerel tohumlara verdiğimiz önemi ve yaptığımız çalışmaları duyunca kocasına dedi ki ‘’Hacı bir teneke vereceksin bu çocuklara, onlarda eksin, seneye tohum istersen bize verirler, hem tohum vermek sevaptır,  tohum kutsaldır, geri çevirmek ayıptır’’ 

Mehmet Dede, bu sözlerin üstüne bir şey diyemedi, bekleyin diyerek eve girdi, üstünü değiştirip elinde bir fener ile yanımıza geldi.

O içerideyken biz de nenemizle sohbet ettik ve öğrendik ki aslında Muratlardan buraya gelin gelmiş ve çok uzun zamandır da köyüne gelememiş.

Sonra dede ile geleneksel ahşap tohum ambarına girdik ve bir teneke çavdarımızı aldık.

Ayrılmadan önce biraz daha sohbet ettik ve borcumuz nedir dedik, demez olaydık.

Tohum hiç para ile satılır mıymış, ayıpmış, günahmış, olur muymuş hiç.

Gülerek her ikisi de para istemeyiz sizden, siz de bize sarı buğday verirsiniz ödeşiriz dediler.

Bizi her Eylül, köylerinde yaptıkları koşu hayrına sarı buğdayımızla beraber davet ettiler.

Yüz yıllardır süre gelen koşu hayrının hikayesini de bir başka zaman paylaşırım…

Ertesi akşam kendi köyümüzde kahvede size anlattığım bu hikayeyi anlatınca, arka masalardan Ali Dede ses verdi  ‘ ey oğul, sen bu kadar uğraşıyorsun madem ki; gel bende de iki teneke çavdar  var sana vereyim ek, biz artık uğraşamayacağız çavdarla falan ‘’dedi

Bizim bu kadar inatla tohum peşinden koşmamızdan duygulanan Ali dede de verince, üç teneke çavdar tohumumuz oldu.

Ve bir sonraki gün tüm tohumlar, kurda kuşa aşa diyerek toprak ile buluştu.

Üç sene önce yaşadığım bu Saz Çavdarı tohumu bulma maceramızın devamında, Eylül ayı gelince, o yılki hasattan sarı buğdayımızı götürdük Mehmet Amcalara, çok sevindiler ve güzel bir keşkek yaptılar.

Her yıl ektiğimiz ve çoğalttığımız çavdarlardan biz de çok güzel ekmekler yapıyoruz ve tohumlar her sene çoğalarak yaşamaya devam ediyor.

 

Haber No: 7149
comments powered by Disqus