Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Yaşayan Evler, Yaşayan Doğa
Kategoriler: Ekolojik Mimari,
Tarih: 11-Temmuz-2014
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


YK Üyemiz Mustafa Alper Ülgen Anadolu'nun nefes alan evlerini, yaşayan doğayı, ekomimariyi anlatıyor.

Etrafı kerpiç evler ve bu evlere ait bahçe duvarları ile çevrili meydanda kocaman dut ağaçlarının gölgesinde bir grup köylü yemeklerini yerken, mor dutları olan ağacın tepesinde kuşlar kalan son meyveler için kavga ediyorlar. Yaprakları daha büyük dalları ise kıvrım kıvrım olan kocaman ve mosmor meyvelerin artık sonu gelmiş, tek tük kalan dutlara da eşşek arıları dadanmıştı.

   Meydanı çeviren iki katlı ve tek katlı kerpiç evlerin subasmanları taş, geri kalan kısımları ahşap hatıllar ile  kenetlenerek örülen kerpiç  duvarlardan ibaretti. Devamındaki müştemilatlar ve yüksek bahçe duvarları da tamamen kerpiç  tuğlalar ile örülmüş ve  duvar yüzeyleri toprak - saman karışımı ile sıvanmıştı.

    Toprak damlarda erikler, kayısılar ve türlü  sebze  ve meyve kuruları seriliydi. Tavuklardan ve çocuklardan korunan bu kurutmalıklar, damların üstünde, rengarenk bir görsel ziyafet yaratıyordu. Küçük ahşap pencereleri olan cumbalı ve iki katlı evin ahşap ana giriş kapısındaki demir kapı tokmağı çalındığında, tüm meydandan duyulurdu. Dut ağaçlarının arasından kıvrılan ark sayesinde yukarı çeşmenin önündeki göletten salınan su, evlerin avlusundaki bahçeleri sular ya da kerpiç kesimi için açılan ocağa dökülürdü.

    Güneşin sıcaklığı ile kuruyan toprak, yukarı çeşmenin göletinden salınan su ile gevşerken;  Ataş Ali bir çuval samanı ıslanan çamura döküyordu. Toprak kokusu ve saman kokusu birbirine karışıyor, iki genç  şalvarlarını sıyırmış, çıplak ayakları ile kerpiç toprağını eziyordu.

   Bu yıl hasat çok iyi olmuştu. Traktörün arkasına bağlı çalışan mavi boyalı patos bir tarafa buğday tanelerini çıkarırken diğer taraftan ince samanı püskürtüyor ve yerde biriken sarı samanlar kışın ineklere verilmek için çuvallanıyordu. Kerpiç keseceğimiz için beş çuval samanı harman yerindeki patosun altından almıştık.

  Geçen kış yarısı yıkılan kerpiç bahçe duvarı ve yeni tavuk kümesi için gerekliydi. Kerpiçler tam da temmuz sıcağında kesilecektiler. Bugün akşama kadar ezilen ve saman ile karıştırılan çamur karıldığı yerde yani  ocağında bir gün dinlenecek, mayalanacak ve yarın ahşap kalıplara dökülerek kesilecekti.

   Türkü söylemeden çalışılır mıydı hiç  ve elbette söylenen türküler arasında mutlaka ‘’Kerpiç  kerpiç üstüne kurdum binayı, binayı kurar iken gördüm  Leyla'yı" türküsü  söylenirdi. Toprak ve samanın  karışımıyla yapılan kerpiç tuğlalar ile yapılan duvarlar mutlaka 70-80 cm'de bir, tüm duvar boyunca devam eden ahşap hatıllarla depreme karşı  güçlendirilirdi. Çocukluğumda her yaz yaşanan kerpiç kesme işi, aslında asırlardır devam eden yapı tarzının günümüzdeki devamıydı. Her çalışma şenlikli olur; komşular mutlaka o işe el atardı. Çünkü mutlaka onlara da iş gücü lazım olacak ve biz de onlara yardım edecektik.

  İşin en keyifli taraflarından biri de koca dut ağaçlarının altında hazırlanan öğle yemeği olurdu; üzüm, peynir, tandır ekmeği, yayık ayranı ve artık Allah ne verdiyse, hep beraber neşe içinde yenirdi.

  Ertesi gün kalıplara girmeye başlayan harcımıza yardıma gelenler çoğalırdı ama özellikle duvar dibine çömelmiş beş ihtiyarın sataşmaları ve akıl vermeleri ile iş daha da keyifli hale gelirdi. Yan yana dizilen köyün  şakacı ve neşeli  ihtiyarları tabakalarından tütün çıkarıp sararken, bir taraftan da gençlere yol gösterir, kendi gençliklerinde günde bilmem kaç adet kerpiç kestiklerini anlatırlardı.

   En sonunda kalıplardan çıkan ve bir hafta boyunca kurutulan kerpiçler yine çamur ile beraber duvarlarda kullanılmaya başlanırdı. Duvar bitince yine üstüne kerpiç sıva yapılırdı. Her malzemenin yerelden ve çok yakın mesafeden geldiği bu işler için dışarıdan çok az malzeme alınırdı; belki kireç ve çivi dışında ahşaplar dahil her şey köyümüzden sağlanırdı. Elazığ ve çevresindeki bütün köylerde geleneksel yapı malzemesi olan bu kerpiç evlerin damları da toprak olurdu; yaz boyu tüm kurutma sebzelerin, pestillerin, bulgurların serildiği tertemiz ve güvenli alanlar yaratan bu toprak damların elbette kışın ve yağmurlu günlerde bakımı zordu. Kar kürünmeli  ve dam mutlaka loğ taşı ile sıkıştırılmalıydı. Aksi halde kafamıza su damlayabilirdi ama tüm zorluklarına rağmen işlevlerine baktığımızda, köydeki gıda üretiminin olmazsa olmazı bu toprak damlardı.

  Şimdilerde  bu yapı yöntemleri ile aynı paralellikte geleneksel gıda üretimleri de terk ediliyor. Sac paneller ile kaplanan damlarda arık pestil, sebze kurutulmuyor. Kesmeler, tarhanalar, meyveler serilemiyor. Bu üretimleri yapacak alanlar da kalmadı diyebiliriz. Kerpiç yapı ustaları da,  geleneksel gıda üretimlerini yapan insanlar da bilgileri ile beraber yok oluyorlar. Yeni nesil çocuklar, o güzelim üzüm ve dut pestillerinin, kesmelerin, bulamaçların tadından yoksun kalıyorlar.

  Sadece çocukluğumun geçtiği  bu bölgede değil, tüm yurdumuzda durum böyle aslında...Köylerde beton evler yapılıyor artık; köy bakkalarında hazır yoğurtlar, çiftlik  yumurtaları, çocukların rağbet ettiği ambalaj içerisinde binbir türlü abur cubur ve sonucunda sağlıksız beslenme ve çevre kirliliği, her taraf hazır gıda ve sulara ait ambalaj artıkları ile dolu. Yolculuğa çıktığınızda özellikle yol kenarlarına bakın; köy giriş ve çıkışlarına bakın. Kars' tan Gökçeada’nın en batısındaki koya kadar, nasıl bir çöplüğe çevrilmişlik ile karşılaştığınızı görebilirsiniz.

  "Moloz dökmek yasaktır" tabelalarının ya da "moloz dökebilirsiniz" tabelalarının çakılı olduğu dere yataklarını görmüşsünüzdür. Kimi zaman da bu molozlar, daha önce tarım yapılan verimli bir araziye ya da bahçeye dökülürler yol boyu, tesisler  ya da bir ev yapmak üzere. O kadar çok moloz üreten, atık üreten bir yapı tarzı aslında büyük bir çevre felaketi.

  Ekolojik malzemelerle yapılan hiçbir yapının molozu çıkmaz. Ne yapım aşamasında ne de o yapı ömrünü tamamladığında. Yapı, taş bir ev ise yeni bir taş eve ya da bahçe duvarına dönüşebilir. Ahşapları sağlam ise yeniden kullanılır, geri kalanları sobada yakılır ya da çürüyerek doğaya karışır. Kerpiç ve toprak sıvalı kısımlar derhal geriye dönüşerek toprak olur.

  Yani moloz yok, kirlilik yok, her şey doğal bir dönüşüm içinde...

   Bayramiç Yeniköy'de dört yıldır gerçekleşen "Ekomimari" Atölyeleri'nden de bahsetmeliyim zira düzenleyenlerin arasında olmakla beraber, aynı zamanda yeni yöntemler öğrenme şansına sahip oldum.

  Uluslararası katılımların olduğu bu çalışmalarda; Anadolu'nun zengin ekomimari yöntemlerinin aslında dünyanın bir çok yerinde benzer teknikler ile uygulandığını gördük; yerel malzemeler ile temel, duvar, taşıyıcılar, sıva ve çatı teknikleririni deneyimledik. Taş, toprak, saman, sap, ahşap, saman balyası, kil, un, terebentin, ağaç tutkalı kullandığımız malzemelerden bazıları...

  Eğer bir gün siz de seveceğiniz ve sizinle beraber yaşayan bir ev yapmak isterseniz; nefes alan, enerjisini üreten, yazın serin kışın ılık olan hem ekonomik hem de sağlam bir eviniz olmasını isterseniz; kesinlikle ekolojik malzemeler ve yerel tekniklerle yapmalısınız evinizi.

Bu tercihiniz ile hem kendinize hem de  dünyamıza saygınızı sunabilirsiniz.

Haber No: 7309
comments powered by Disqus