-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Arıların da hisleri vardır ve iyimser olabilirler
Kategoriler: Doğa, Biyolojik Çeşitlilik, Doğa Koruma
Tarih: 12-Mart-2017
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Arılarla ilgili İngiltere'de yapılan bir deney arıların da bir şeyler hissedebildiklerini, hatta iyimserlik benzeri bir duyguya sahip olabileceklerini ortaya koydu.

Ağaçlar tıpkı yaşlı evli çiftler gibi kendi aralarında bağlar oluşturur, ahtapotlar çılgınlık derecesinde zekidirler; atlar insanlarla konuşabilir ve hatta sümüksü küfler karmaşık labirentleri çözebilir. Bu durumda arıların bir şeyleri hissedebileceğinin keşfedilmesi sizleri şaşırttı mı?

Elbette arılar bir romantik komedi izlediğinde heyecanlanmayacak ve tüyleri diken diken olmayacak ya da kayıp bir yavru köpek gördüklerinde üzgün hissetmeyecekler. Ama Londra Queen Mary Üniversitesi’nde görev yapan bilim adamlarının araştırmaları gösteriyor ki, gerçekten de iyimserliğe yakın bir şeyler hissedebiliyorlar.

“Hayatı tıpkı bizim gibi tecrübe ettiklerini söyleyemeyiz” diyor Queen Mary Üniversitesi’nden Nöroetolojist Clint J. Perry Popular Science’a yaptığı açıklamada. “Fakat temel düzeyde bir şeyler hissetmediklerine inanmak için hiçbir nedenimiz yok. Bu his arı olma hissi ya da karınca olma hissi gibi, yahut her kimse.”

Perry, Luigi Baciadonna ve Lars Chittka ile birlikte arıların pozitif duygular hissedip hissetmeyeceğini araştırmaya karar verdi. Arıların konuşamadığını ve gülümsemediklerini göz önüne alarak, bunu anlayabilmek için bir deney hazırdılar. Deney için yarattıkları ortamda arıların geçebileceği büyüklükte iki kapı vardı. Bu kapılardan mavi olanı tatlandırılmış suyla hazırlandı, yeşil olanı ise normal suyla; sonra da arıların bu kapılardan geçme süreleri kaydettiler. Ardından deneydeki arıların yarısına fazladan şekerli su verdiler ve onlara mavi-yeşil bir kapı seçeneği daha sundular. Fazla şeker verilmiş arılar bu mavi-yeşil kapıya hızla uçup çarparken, diğer arılar kapıya pek ilgi göstermedi. Popular Science’tan Samantha Cole’un yazdığı gibi:

“Daha fazla şeker almış olan arılar iyimserce bu garip kapıya uçmaya ve kapının ardında daha fazla şeker olup olmadığını öğrenmeye çalıştılar. Araştırmacılar iki grup arasında uçma hızı ya da çıkardıkları vızıltılar açısından bir fark göremediler, ancak şeker almış olan arılar daha çabuk karar verip daha çabuk harekete geçiyorlardı. Bal arıları davranışlarını değiştiren duygu benzeri durumlar sergilerler. Arıların iyi duygularını yüzeysel bir doz dopamin-kesici flufenazin ile engelleyebildiklerinden, şekerin arılara bizim bir kâse dondurma yediğimizde hissettiklerimize benzer bir duygusal yükselme yaşattığı sonucuna varabildiler.“

Araştırmacılar ayrıca arılara yönelik bir örümcek saldırısı deneyi de gerçekleştirdiler; biliyorum bu durum birçok insanın aman dilemesine neden olabilir. Saldırı tehlikesi yaşayan fazladan şeker almış arılar, diğer arılara nazaran 4 kat daha hızlı bir şekilde besleyiciye uçtular; bu durum gösteriyor ki korku hissinden diğerlerine göre daha çabuk kurtuldular.

“Bu deneyler gösteriyor ki, arılar susam tanesi büyüklüğündeki beyinleriyle birçok bilişsel çalışma yapabiliyorlar. Ama araştırmacılar böcekler söz konusu olduğunda, onların bu hisleri ve duygularıyla alakalı sonuçlara varırken kullandıkları terminolojide çok özen gösteriyorlar” diye yazıyor Samantha Cole. Ve ayrıca, böceklerin duygusal yaşamları hakkında bir şeyler söylemenin zor olduğunu, ancak bebekler ve konuşamayan memeli canlıların ifade kriterlerini yerine getirebildiklerini söylüyor.

Client J. Perry, arılardaki bu hissin bize çok yakın olduğunu ve yaşamlarımızda duygularımızı göstermemize neden olduklarını söylüyor ve ekliyor: “Tabii duygular bunlardan çok daha fazlasını barındırıyor.”

Arıların nasıl ve ne hissettiklerini asla bilemeyiz. Onlar bizden çok farklılar ve onların koşullarına göre değerlendirmenin yollarını bile düşünebildiğimizden, empati yapabildiğimizden emin değilim. Bir şey var elbette onlarda, ancak bu şey sadece hayatta kalma eğiliminde olan küçük birer otomat olmanın çok daha ötesinde.

Perry’nin görüşleriyle bitirelim yazıyı: “Böceklerin davranışsal olarak katı bir makine olmadıklarını biliyoruz, onlar çoğu zaman düşündüğümüzden çok daha karmaşıklar.”

 

Melissa Breyer

Çeviren: Turgay Özçelik

Kaynak: Treehugger

 

Haber No: 7968