Buğday Üyeliğinizle Neyi Destekleyeceksiniz?
Ekolojik ve demokratik bir kent için...

Ekolojiyi, kent yaşamına sokmakta en başarılı uygulamaların yapıldığı kentlerden biri olan Montréal’de, 2002 Mart ayı sonunda gerçekleştirilen Kent Zirvesi’nde her geçen gün artan çevre sorunlarına yeni çözüm arayışları üzerinde duruldu. Zirvede; kentte ekolojik tarımdan ekolojik mahallelere, iklim değişikliğinden toplum sağlığına, yerel yönetimlerin sorumluluklarından sürdürülebilir gelişmeye kadar pek çok konuda oluşturulan çalışma grupları, ekolojik ve demokratik bir kent için fikir alışverişinde bulundu

devamı
Ekolojik tarım Gen teknolojisine karşı

Ekolojik tarımın demokratik bir temelde uluslararası ağını kurmayı ve tanıtımını yapmayı amaçlayan IFOAM (Uluslararası Ekolojik Tarım Hareketi Federasyonu), dünyada giderek yayılmakta olan GEN Teknolojisi ile ilgili tartışmalar konusunda geçtiğimiz yıl bir kitapçık yayınladı. IFOAM Başkanı Gunnar Rundgnen’un hazırladığı kitapçıkta, gerek üretici, gerekse tüketicilerin konuyla ilgili sorularının uzmanlarca yanıtlanmış cevapları yer alıyor.

devamı
Yogayı yaşamak

Çağlar boyunca hisleri ve dışa dönük melekeleriyle kendini, devamlı değişiklik içindeki dış dünyayla tanımlayan insan, dışarıdaki gerçekliğe çok bağlanır, böylece yavaş yavaş kendine ait odak noktasından uzaklaşır. Binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşan yoga, bedenle zihin ve ruhun birleşmesini sağlayarak insanın kendisini tanıma sürecine yardımcı oluyor.

devamı
FINDHORN: Sevgi Okulu

Bana göre Findhorn’un büyüsü ve başarısının sırrı; bireylere, yargılama, dünyayı-çevreyi değiştirme yerine kendini keşfetme, kendini sevmeyi ve sevginin uygulanabilir, yaşanabilir bir şey olduğunu öğretmesinde. Findhorn gerçek bir okul...

devamı
Ekolojik tarıma davet

Türkiye'deki ekolojik üretim potansieli, ulusal tüketim talebini karşılayabilir mi?

devamı
Doğal Şifa Yöntemleri

BEDENİMİZİN doğal iyileştirme gücünü tüm doğal şifa yöntemleriyle harekete geçirerek kendimizi daha iyi hissedebiliriz. Doğal şifa yöntemlerine birçok örnek verebiliriz ; meditasyon, yoga, akapunktur, fitoterapi, ayurveda, reiki, aromaterapi, refleksoloji, homeopati, çiçek esansları ile terapi, kristal terapisi, osteopati, oruç tutarak bedenimizi toksinlerden arındırmak, iridioloji, kinesioloji, naturopati ve daha onlarca doğal şifa yöntemi.

devamı
AYURVEDA

Doğa ile uyumlu, sağlıklı ve mutlu yaşama sanatı

devamı
ONUM .

Hastalığı kavramak için önce iyilik halini anlamak gerekir. Bugün yeniden her yaşam sürecinin ara ilişkiler yumağıyla birbirine bağlı olduğu gerçeği farkediliyor. Öyle ki, herhangi bir ilmeği çekiştirmekle bütün etkileniyor ve birisini aradan çıkarmakla bütünün dengesi değişiyor. Çok temel bir antik bilgi bu.

devamı
Namus Ağacı HAYIT (Vitex Agnus-Castus)

HAYIT, kışın yapraklarını döken, oldukça baharatlı bir kokuya sahip, beyaz-mor çiçekli çalımsı bir ağaççıktır. Çiçekleri yaz sonu açar ve sonbaharda minik yemişler verir. Yaprakları 5-7 yaprakçıktan oluşur. Aynı zamanda 'beşparmak otu' olarak da bilinir. Akdeniz bölgesinde bolca bulunur. Kökü, yaprakları, yemişleri şifa için, sapıysa sepet yapımında kullanılır. Hayıtın bilimsel adı Yunanca'da namus anlamına gelen agnos-castus’tan gelir.

devamı
Terapi Rehberi

Yaygın olarak kullanılan doğal terapilerden bir kaç örnek...

devamı
Kalkınma Köyden Başlar

Bir zamanlar güneşi göstermeyen ulu ağaçların anası toprağa ne oldu da, bir mısır sapını bile besleyemez duruma geriledi?

devamı
Tarihten bir parmak Bal...

Yüzyıllardır hem dünyada hem de ölümden sonraki yaşamda insanoğluna hizmet etmiş bal. Eski bir geleneğe göre, enlenen çiftler avuçlarından bal yiyerek birbirlerine kötü söz söylemeyeceklerine ve el kaldırmayacaklarına dair söz verirlermiş. Kimi kültürlerde diğer dünyaya girişin anahtarı olarak kabul edilmiş. Kimi kültürlerdeysee insanlar ölülerini balla mumyalamışlar.

devamı
Yenilenebilir Enerji

İNSAN, yaşamını doğal çevrede sürdürürken ihtiyaçlarını da doğal kaynaklardan sağlıyordu. Kurutmayı ve ısınmayı güneşle, tahıl üretimini rüzgarla yapıyor, bir kandilin ışığıyla aydınlanabiliyordu. Nüfus artıp ihtiyaçlar çeşitlenince, "daha çok" ve "daha hızlı"yı isteyen insan, yeni kaynakların arayışına girdi. Önce buharın keşfinde olduğu gibi kullandığı kaynakları yoğunlaştırarak "daha fazla" enerji elde etti. Ancak suda yaptığı yoğunlaştırmayı güneşin dağınık enerjisini birleştirmek için denemek yerine daha kolay bir yolu seçti. Yakılmasıyla daha fazla enerjiyi açığa çıkaran yakıtlara yöneldi. Fakat bu yakıtların çevreye ve atmosfere verdiği zarar, sağladığı faydayı gölgeledi.

devamı
Enerjinin dansı

BAŞLANGIÇTA bir şey yoktu. Yokluk, varlıkların yokluğundan meydana gelen bir yokluktu. Hiçbir şey yoktu; ama bu yokluk, bir boşluk durumu değildi. Olmayanın içinde olanın potansiyeli vardı. Ama olmayanın olan ile ilgili bir tasarımı yoktu

devamı
Yeni bir enerji kaynağı:

Enerji verimliliğine yatırım yapılan ülkelerde, tasarruf edilen elektriğe "Negavat" adı veriliyor. Negavat, bu ülkelerde yeni santraller kurarak elde edilen megavatların yerini alıyor ve artan talebi karşılamak için onlarca elektrik santralı inşa etmek yerine, daha az enerjiyle daha fazla iş yapmayı sağlayan teknolojilere yatırım yapma seçeneği kullanılıyor.

devamı
Yaşamak için mi öğrenirsiniz? Yoksa, yaşamak öğrenmek midir zaten?

YAYGIN olarak kabul görür ki, aile, okul ve sosyal çevre, bireyin bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişiminde küçük yaşlardan itibaren kalıcı izler bırakır. Çocuklarımızın üstünde nasıl izler bırakmak istiyoruz? Çocuklarımızın nasıl bireyler olmasını istiyoruz? Aslında bu soruların yanıtını verebilmek için başka sorular hakkında da düşünmüş olmak gerekiyor. İnsan nedir? İnsanın varlık sebebi nedir? Bu sorulara verilen yanıt, alttan alta eğitim sisteminin de temel değerlerini biçimlendirir.

devamı
Eğitimde alternatif uygulamalar

Bundan yüzlerce yıl önce okul yokken, insanlar çocuklarını kendileri yetiştiriyorlardı. Tarım toplumuyla birlikte, çocuklar yaşama hazırlanırken, kazanacakları becerilerin karmaşıklaşması sonucunda aileler yetersiz kalmaya başladı. Kurumsal olarak okullar, başlangıçta mesleki boyutta yaşama hazırlamak amacını taşıyordu. Ardından toplumu yönetmeye talip kesimin ayrı bir eğitim alması fikri doğdu. Yunan filozofu Eflatun da eserlerinde yönetici sınıf için ayrı okullar olması gerekliliğinden söz ediyordu. Önce elit kesime hitap eden bu sistem bir süre sonra, okullu olmanın statü kazanma işlevini beraberinde getirdi.

devamı
Aydede ve Biz

Uydumuz Ay, üzerimizdeki etkisini hatırlamamızı bekliyor!

devamı
Kadın Beslenmesi

SON yıllarda benimsediğimiz batılı yaşam tarzının hayatımızı kolaylaştırdığını düşünüyoruz. Çünkü artık hemen her şeyi marketlerde paketlenmiş olarak bulabiliyor, öğlenleri işyerimizin yakınındaki fast-food restoranlarında karnımızı doyuruyor, diyet yaptığımızda kilo vermeyi kolaylaştırıcı ürünler kullanıyor, sıkça tatlı krizlerine girip çikolata paketine sarılıyor, serinlemek için kolalı içecekleri tercih ediyoruz. Ağız tadımız değişti. Artık annemizin yemeklerine burun kıvırıyor, çocuklarımıza hamburger yediriyoruz. Oysa tüm bu değişiklikler nedeniyle daha sık hastalanıyoruz. Kanser sözcüğü günlük dilimize yerleşti bile. Zannediyoruz ki kanser dışarıdan gelen bir mikrop. Öylesine gelip bizi buluyor, hasta ediyor. Kalp hastalıkları da keza. Oysa beslenme tarzımızda yapacağımız değişikliklerle yaşantımızı etkileyen pek çok hastalığa karşı daha dirençli olabiliriz.

devamı
Et yemeden yaşayabilir miyiz?

İnsan türünün binlerce yıldır bitkisel besinlerden zengin, hayvansal içerikli besinlerden fakir bir beslenmeye sahip olduğu biliniyor. Bir canlı türü olarak bakıldığında homo sapiens hem sadece et, hem de neredeyse sadece sebze ve meyve içerikli bir beslenme biçimiyle yaşama yeteneğine sahip hepcil (her şeyi yiyen) bir yiyicidir.

devamı
[Ylk Sayfa] [Önceki] 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 [Sonraki] [Son Sayfa]