Buğday Üyeliğinizle Neyi Destekleyeceksiniz?
Yaşamak için mi öğrenirsiniz? Yoksa, yaşamak öğrenmek midir zaten?

YAYGIN olarak kabul görür ki, aile, okul ve sosyal çevre, bireyin bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişiminde küçük yaşlardan itibaren kalıcı izler bırakır. Çocuklarımızın üstünde nasıl izler bırakmak istiyoruz? Çocuklarımızın nasıl bireyler olmasını istiyoruz? Aslında bu soruların yanıtını verebilmek için başka sorular hakkında da düşünmüş olmak gerekiyor. İnsan nedir? İnsanın varlık sebebi nedir? Bu sorulara verilen yanıt, alttan alta eğitim sisteminin de temel değerlerini biçimlendirir.

devamı
Eğitimde alternatif uygulamalar

Bundan yüzlerce yıl önce okul yokken, insanlar çocuklarını kendileri yetiştiriyorlardı. Tarım toplumuyla birlikte, çocuklar yaşama hazırlanırken, kazanacakları becerilerin karmaşıklaşması sonucunda aileler yetersiz kalmaya başladı. Kurumsal olarak okullar, başlangıçta mesleki boyutta yaşama hazırlamak amacını taşıyordu. Ardından toplumu yönetmeye talip kesimin ayrı bir eğitim alması fikri doğdu. Yunan filozofu Eflatun da eserlerinde yönetici sınıf için ayrı okullar olması gerekliliğinden söz ediyordu. Önce elit kesime hitap eden bu sistem bir süre sonra, okullu olmanın statü kazanma işlevini beraberinde getirdi.

devamı
Aydede ve Biz

Uydumuz Ay, üzerimizdeki etkisini hatırlamamızı bekliyor!

devamı
Kadın Beslenmesi

SON yıllarda benimsediğimiz batılı yaşam tarzının hayatımızı kolaylaştırdığını düşünüyoruz. Çünkü artık hemen her şeyi marketlerde paketlenmiş olarak bulabiliyor, öğlenleri işyerimizin yakınındaki fast-food restoranlarında karnımızı doyuruyor, diyet yaptığımızda kilo vermeyi kolaylaştırıcı ürünler kullanıyor, sıkça tatlı krizlerine girip çikolata paketine sarılıyor, serinlemek için kolalı içecekleri tercih ediyoruz. Ağız tadımız değişti. Artık annemizin yemeklerine burun kıvırıyor, çocuklarımıza hamburger yediriyoruz. Oysa tüm bu değişiklikler nedeniyle daha sık hastalanıyoruz. Kanser sözcüğü günlük dilimize yerleşti bile. Zannediyoruz ki kanser dışarıdan gelen bir mikrop. Öylesine gelip bizi buluyor, hasta ediyor. Kalp hastalıkları da keza. Oysa beslenme tarzımızda yapacağımız değişikliklerle yaşantımızı etkileyen pek çok hastalığa karşı daha dirençli olabiliriz.

devamı
Et yemeden yaşayabilir miyiz?

İnsan türünün binlerce yıldır bitkisel besinlerden zengin, hayvansal içerikli besinlerden fakir bir beslenmeye sahip olduğu biliniyor. Bir canlı türü olarak bakıldığında homo sapiens hem sadece et, hem de neredeyse sadece sebze ve meyve içerikli bir beslenme biçimiyle yaşama yeteneğine sahip hepcil (her şeyi yiyen) bir yiyicidir.

devamı
Sağlıklı beslenme yasaları

Sağlıklı yaşamanın en temel kurallarından biri sağlıklı beslenmek. Beslenme deyince her ne kadar akla yemek yemek gelse de, sağlık için sadece diyet yapmak yeterli değil. Ruhsal ve zihinsel sağlığımız en az bedensel sağlığımız kadar önemli. Ve ruhumuzla zihnimizi beslemedikçe bedenimiz sağlıklı olamaz. İşte bedenimiz, ruhumuz ve zihnimiz için sağlıklı beslenmenin kuralları.

devamı
Kimyasal tarım ilaçlarına DİKKAT!

Tarımsal üretimde 40 çeşit kimyasal ilacın kronik etkilerinin yanı sıra, kullanımı sırasında akut zehirlenme ve ölüm olayları da görülüyor. Dünya Sağlık Örgütüverilerine göre, her yıl 500 bin kişi tarım ilaçları ile zehirleniyor ve bunlardan 5 bini bu nedenle yaşamını yitiriyor. Bugün ABD’de ve ülkemizde yaygın olarak kullanılan tarım ilaçlarının beyin, lenf kanseri ve lösemi yaptığına dair veriler giderek çoğalıyor.

devamı
El ve ayak masajıyla tüm organlara yayılan şifa: Refleksoloji

Hızlı yaşam ve modern teknolojiyle birlikte, çevre sorunları, elektronik kirlilik, parasal problemler ve küresel sorunlar vücudumuza ve ruhumuza dengesizlik getiriyor, sinir sistemimizi yoruyor, direncimizi azaltıyor. Bu da çeşitli fiziksel ve ruhsal rahatsızlıkların kaynağını oluşturuyor. Terapi niteliğinde bir masaj tarzı olan refleksoloji, vücutta tıkanmış olan enerji kanallarını açarak stresin etkilerini hafifletiyor, derin bir rahatlama getirerek sinir sisteminin normal çalışabilmesini sağlıyor ve böylelikle rahatlayan bir vücut kendi kendini iyileştirebiliyor.

devamı
Bitkisel çay cenneti: Anadolu

Anadolu’da 50-60 kadar bitki çay olarak kullanılıyor. İşte Anadolu’da yetişen bitkisel çayların özellikleri, taşıdıkları kimyasal maddeler, çay olarak hazırlanmaları ve yararları…

devamı
Un ile suyun mucizesi: MAKARNA

Makarnanın vatanı tam olarak bilinmiyor. Makarna deyince her ne kadar İtalyanlar akla gelse de, Marko Polo seyahatnamesine bakılırsa makarnanın anavatanı Orta Asya...

devamı
GÜL ve ailesi...

İran'da doğup tüm dünyaya yayılan gül, eşsiz güzelliği, kokusu ve tedavi edici özelliğiyle çiçeklerin kraliçesidir... Doğada kendi kendine yetişen yüzlerce tür ve çeşit yaban gülünün yanında yetiştirilen güllerin sayısı binleri aşıyor. Gülgiller ailesiyse bitkiler aleminin en ilginç ve renkli simalarını barındırıyor.

devamı
Çok yönlü ağaç: Kiraz

Sadece meyveleri değil, kökleri, kabukları, zamkı, yaprakları, çiçekleri, çekirdeği ve sapları da kullanılıyor

devamı
Eko-turizm; tüketmeden keşfetmek...

Turizm sektörü, bugün dünya çalışanlarının yüzde 7'sine ekmek sağlıyor. Ancak ülkeler için de önemli bir gelir kaynağı olan turizm faaliyetlerinin yerel kültürlere ve eko-sistemlere geri dönüşü olmayan olumsuz etkileri diğer "kâr"ları gölgeliyor. Oysa "alternatif turizm" sektörünün sunduğu yeni seçenekler ülkelere, mevcut doğal ve kültürel zenginliklerin korunması gibi kalıcı kârlar getiriyor. Tüm dünyada eğitsel ve ekonomik açıdan tatmin edici gezilere rağbet giderek artıyor. Dünya Turizm Örgütü'ne göre turizmde en hızlı büyüyen sektör doğa turizmi ve onun bir alt bölümünü oluşturan eko-turizm, yılda yüzde 10-50 arasında gelişme gösteriyor.

devamı
Yaşamak için; temiz tüketim...

Gezegenin kendini yeniden onarabilmesi icin gerekli olan dogal sistemlerin uretebileceginden yuzde 30 daha fazlasini tuketiyoruz

devamı
Doğada örnek ayak izleri…

YAŞAMIMIZI sürdürebilmek için doğayı ne ölçüde kullanabiliriz? Koşuşturmalardan, binalardan, televizyon ve bilgisayar ekranlarından biraz uzaklaşabilir, böceği ve yaprağı fark edebilirsek, belki cevaplayabiliriz bu soruyu ya da en azından cevaplamaya çalışırız.

devamı
Tüketim toplumuna bir direniş; Güneş evi

Doğayla uyumlu mimari

devamı
İklime göre eko-evler

Her iklim ve doğa koşulunda bir ekolojik barınak yapma imkanına sahibiz.

devamı
Ayak izlerimizi azaltmak için...

Ayak izlerimizi azaltmak için...

devamı
Dünyanın Hayrına Davet

Dünyanın Hayrına Davet

devamı
Kemiksiz et: SOYA

SOYA, 1960’lı yıllardan beri Karadeniz Bölgesi’nde, son 15-20 yıldır da güney bölgelerimizde yetiştiriliyor olmasına rağmen, tarımı dışında pek bilgi sahibi olmadığımız, mutfak tüketimimizde de yeni yeni yer almaya başlayan bir besin kaynağı. Oysa, özellikle Uzakdoğu insanı, 4 bin yıl öncesinden günümüze kadar mutfağında en fazla yer verdiği besin olarak görmüş soyayı.

devamı
[Ylk Sayfa] [Önceki] 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 [Sonraki] [Son Sayfa]